| |
15.05.2007
İstanbul Boğazı Karayolu Tüneli Değerlendirmesi
DLH tarafından, eski D-100 yolunun (Ankara Asfaltının) Karacaahmet
Mezarlığı kenarındaki kesimi ile Avrupa yakasındaki Çatladıkapı
(Ahırkapı Fenerinin biraz ilerisi) arasında, uzunluğu yaklaşık
6200 m. olan bir delme tünel yapılması öngörülmektedir. Tünelin
Boğaz altında en derin noktadaki üst kotunun -90m. civarında
olacağı tahmin edilmektedir. Bu kesimdeki Boğaz topografyasına
bakıldığında tünelin yaklaşık %5 civarında meyillere sahip
olacağı anlaşılmaktadır.
Eldeki mevcut bilgilere göre; 12m. çapında dairesel bir
kesit ve içinde iki kat olarak tasarlanan tünelin katlarındaki
serbest gabarinin 3m. olacağı anlaşılmaktadır. Sadece otomobil
geçişleri için tasarlanan tünel 2x2 şeritli olup her kat,
bir yön için çalıştırılacaktır. Belli aralarla, katlar arasında,
güvenliğe yönelik olarak, yaya geçişleri öngörülmüştür. Ayrıca
bir yaya kaçış tüneli sözkonusu değildir. Doğal olarak tünelin
havalandırma bacaları, Boğazın iki kıyısında olacaktır.
2x2 şeritli bir otoyolda 60.000 araç/gün olan kapasite;
yaklaşık % 5 civarındaki meyilde, 3 m. gabari altında ve
6200 m. uzunluk da hesaba katıldığında, bu tünel için 40-50.000
araç/gün’ü geçemeyecektir. Tünelin bağlandığı yollar ise;
Anadolu Yakasında 2x3 şeritli ve standardı yüksek Ankara
Asfaltı, Avrupa yakasında ise 2x2 şeritli, standardı düşük
Kennedy Caddesidir. Avrupa Yakasındaki bağlantıda şerit ilavesi
şeklinde iyileştirmeler düşünülebilir. Her iki yakadaki yolların
hacim/kapasite oranlarının yaklaşık 2 civarında olduğu bilinmektedir.
Her iki yaka arasında cazibeli bir eksen olan bu güzergaha
çok büyük miktarda aracın yönlenmesi kaçınılmazdır. Bu durum,
tünelin sürekli bir doluluk, düşük hız, yakın takip ve yüksek
talep altında çalışmasını kaçınılmaz kılmaktadır. Bunun doğal
sonuçları; çok sayıdaki muhtemel kazalar ve yüksek egzost
emisyonudur. Tünel işletme düzeni bakımından, tünel içinde
kaza olması veya kalan araç nedeniyle kapasitenin düşmesi
halinde, tünelin geçici olarak trafiğe kapatılması ve engelin
ortadan kaldırılması gerekmektedir. Bu durum, kapasitesinin
çok üzerinde trafik talebi ile karşılaşması kaçınılmaz olan
bu tünelin bağlandığı yollarda trafiğin durmasına, geriye
doğru kuyruklanarak şehrin bu kesimlerini bloke etmesine
sebep olacaktır. Egzost deşarjının iki kıyıda yer alacak
bacalar ile yapılması mecburiyeti, bu noktalarda çok büyük
miktarda karbondioksit, karbonmonooksit ve partikül deşarjına
sebep olacağından, bu kesimlerdeki hava kalitesini son derecede
olumsuz yönde etkileyecektir. Avrupa yakasındaki Topkapı
Sarayı, Ayasofya, Sultanahmet Camii, vb. tarihi eserler üzerinde
yıpratıcı etkisi kaçınılmaz olan yoğun egzost deşarjının,
özellikle bu bölgede asit yağmurları ile tahribata yol açacağı,
uzak olmayan bir ihtimaldir. Bunun örneklerine, dünyanın
muhtelif yerlerindeki benzer tünellerde rastlanmaktadır.
Bu husus, çözülmesi gereken yeni bir sorun olarak ortada
durmaktadır. Bu tüneldeki kazalar ve yangınlarda müdahale
etmesi gereken kurtarıcı araçlar ile itfaiye araçlarının,
bu gabarideki tünel içinde hareket etmeleri mümkün değildir.
Bu durum dahi, tünel güvenliği konusunda yeterli çalışma
yapılmadığını açık olarak ortaya koymaktadır.
Proje üzerinde yapılan incelemede;
1- Seçilen güzergah ve dışındaki
diğer 4 güzergahın ciddi bir incelemeye tabi tutulmadığı
anlaşılmaktadır. Detaylı araştırma yapılmadan seçilen bu
güzergahların hiçbiri, ana ulaşım koridorlarını birbirine
bağlamamaktadır. Diğer alternatiflerde, güzergahların deniz
bölümlerinin; deniz haritalarına bakılarak incelendiği izlenim
ortaya çıkmaktadır.
2- Boğaz Tünel Geçişi projesinde
2x2 şeritli düşünülen tünelin, günlük trafik kapasitesi 70.000
araç olarak düşünüldüğü ifade edilmektedir. Söz konusu projenin
şerit taşıma kapasitesi, otoyollardaki gibi 1.500 araç/saat
alınması tünel güvenliği açısından tehlike arz eder. Bu nedenle;
tünele girecek araç sayısının otomatik olarak belirlenmesi
gerekmektedir. Bu tip bir tünelde bir şeritten saatte maksimum
1000 araç geçirilmelidir.
3- Tünelin taşıma kapasitesi maksimum 4000 araç/saat alınırsa;
günlük tahmin edilen 70.000 aracın geçirilmesi için yaklaşık
18 saat pik trafik taşıması gerekmektedir ki bu 18 saatlik
pik zaman, gerçekleşmesi imkansız bir zaman dilimidir. Türkiye’de
ilk defa, bir karayolu geçişi için, sessiz sedasız ve herhangibir
hesaba dayanmadan günlük 70 bin araç için trafik garantisi
verilmiş olması son derece şaşırtıcıdır. Uygulama gerçekleşirse,
bu garantinin, Kamu Yararı bakımından ne kadar hesaptan uzak
olduğu da anlaşılacaktır.
4- 70.000 aracın geçirilebilmesi için
tünel güvenliğinin ihmal edilmesi gerekmektedir ki bu durumda;
sık kazalara, büyük yangınlara ve ölümlere neden olabilecek
diğer oluşumlara sebebiyet verilebileceği gibi, kazalara
müdahaleyi de olanaksız kılacaktır.
5- Yukarıdaki bilgiler doğrultusunda; tünelin
günlük araç taşıma kapasitesi, 10 saatlik pik trafiğe göre
40.000 araç/gündür. Bu trafik miktarının üzerindeki her artış
istenmeyen kaza nedeni olabilecektir.
6- 2010 yılında Avrupa kültür başkenti olacak
İstanbul’ un tarihi yarım adasına çıkacak olan tünelin, Avrupa
yakasına çıkan kesimindeki tarihi eserlerin tahribi sözkonusu
olabilecektir. Ayrıca; Avrupa yakasındaki sahilyolu, tünelden
gelecek trafiği kaldıracak kapasitede değildir. Tünelin yapılması
durumunda; Avrupa Yakasında en az 2x2 şeritli ve otoyol standardında,
sahilyolu üzerinden veya denizi doldurarak sur içinden Yedikule,
Zeytinburnu, Veliefendi ve Merter’ e kadar yeni bir yol yapılması
gerekmektedir. Söz konusu olabilecek otoyol için yapılacak
kavşaklar ile birlikte çevreye ve tarihi eserlere zarar verileceği
aşikardır.
7- Avrupa yakasına yapılması gereken
bu otoyolun yapım maliyeti, öngörülen projenin yapım maliyetini
de önemli ölçüde arttıracaktır.
Söz konusu tünel ile ilgili olarak verilen bilgilerde
sadece yapım maliyeti ortaya konulmakta, işletmeye dair herhangi
bir maliyet unsuruna rastlanmamaktadır. Bu tünelin 20 yıllık
işletme ve yapım maliyeti ile, yapılması durumunda her iki
yakada yaratacağı olumsuzlukların bedeli, açık olarak ortaya
konulmalıdır. Tünelin bağlandığı yolların kapasitelerinin
yükseltilmesi pratik olarak mümkün görülmemektedir. Şehiriçinde,
trafik altında yapılan çalışmaların meydana getirdiği zorluklar,
çok açık bir şekilde ortadadır. Bu tünel yoluyla gelecek
trafiğin Tarihi Yarımadayı büyük bir baskı altında tutacağı
açık ve kaçınılmazdır. Halbuki Tarihi Yarımada ulaşımı, daha
ziyade raylı ve lastik tekerlikli toplu taşıma sistemlerine
yönelik bir ulaşım planlaması ile çözümlenmelidir.
İstanbul Boğazını geçen ulaşım sistemlerine bakıldığında;
deniz ulaşımının payı %3 olup geri kalan ulaşım talebi karayolu
ile karşılanmaktadır. Boğaziçi Köprülerindeki günlük toplam
araç sayısı 425.000 dir. Otomobil eşdeğeri olarak bir hesap
yapmak gerekirse bu miktar günde 600.000’ e ulaşmaktadır.
İstanbul’un her iki yakasında ve aynı zamanda Boğazı geçmek
üzere duyulan ihtiyaç, yeni bir ulaşım koridorudur. Köprü
ve tünel, bu koridor üzerinde yer alabilecek bir sanat yapısıdır.
Söz konusu yolun; mevcut trafik hacminin önemli bir bölümünü
(günde 150.000 araç gibi) karşılayacak ve yeni yerleşim alanlarının
ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir güzergahta olması kaçınılmazdır.
Bu yolun Boğaz geçişinde tesis edilecek raylı sistemin; hem
İstanbul’da yapılmış ve yapılacak olan raylı sistemlerle
irtibat sağlayan, hem de yeni karayolu yapılarak ulaşım sağlanması
mümkün olmayan yoğun yerleşim alanlarının ulaşım ihtiyacını
karşılayan bir güzergaha sahip olması gerekmektedir.
İstanbul Boğaz geçişlerinde bir optimizasyon oluşturmak
ve karayolu-raylı sistemler-deniz ulaşımı bütünlüğünü sağlayarak,
yüksek verimlilikte bir ulaşım alt yapısı oluşturmanın başka
bir seçeneği yoktur. Bu bağlamda; iki köprü arasında, Karayollarınca
projelendirilen ve yapımı düşünülen “İstanbul Boğazı
Raylı Sistemli 3.Karayolu Geçişi” gecikmeden hayata
geçirilerek;
1-Asya yakasındaki Marmaray, Kadıköy-Kartal ve Üsküdar-Dudullu
raylı sistemleri,
2-Avrupa yakasındaki Taksim-Levent-Yenikapı, Edirnekapı-Sultançifliği,
Aksaray-Havalimanı raylı sistemleri ile bir ağ oluşturulması
sağlanmalıdır. Bunun yanında, şehrin en önemli yerleşim yerleri
ve ticari mekezleri arasında planlanmış olan 3. Çevreyolu
koridoru ve bunun diğer çevreyolları ve ana arterler ile
olan bağlantılarının hayata geçirilmesi sayesinde, karayolu
ulaşımı da istenilen düzeye çıkartılmalıdır. Ayrıca; halen
Harem’de bulunan Anadolu Otogarı kaldırılarak, Anadolu Otoyolu
Kavşağı yanındaki yerine taşınmalı ve Harem; Karayolu-Denizyolu
entegrasyon noktası haline getirilmelidir. “Park
and Ride” uygulaması bakımından ideal konumda olan
Harem’de; düzenlenecek büyük hacimli otoparka araçlarını
bırakacak sürücüler ile Ankara Asfaltından gelecek toplu
taşıma araçlarından inen yolcuların Avrupa Yakasındaki Beşiktaş,
Kabataş, Karaköy, Eminönü, Yenikapı, Zeytinburnu ve Bakırköy’e
deniz taşımacılığı ile ulaştırılmaları mükemmel bir entegrasyon
örneği olacaktır. Sadece bu hatlarda taşınacak yolcu miktarı,
yapılması öngörülen karayolu tünel geçişinden çok daha düşük
maliyetle,daha fazla yolcu taşınabilecektir. Gerçekleştiğinde
önemli bir ulaşım avantajı sağlamayacağı, ancak buna karşılık
pek çok sorunu beraberinde getireceği açık olan İstanbul
Boğazı Karayolu Tüneli yerine, son derece ekonomik ve hızla
realize edilecek Harem Ulaşım Entegrasyon Noktasının
hayata geçirilmesi, kısa zamanda yapılabilecek çözüm planları
içinde yer almalıdır.
Sonuç olarak
İstanbul Boğazı Karayolu Tüneli; bu tür ulaşım sistemlerinde
olması gereken temel kriterleri karşılamayan, toplumun önüne
(neyi kapsadığı belli olmayan) sadece yapım maliyetinin konulduğu,
İstanbul yerleşimi ve ulaşımı açısından telafi edilemez bir
kırılma noktası oluşturacak, mevcut ulaşım talebinde istenilen
ve beklenen yükü alamayacak durumda olan bir projedir. Boğaz
Karayolu Tünel Geçişi Projesini gerçekleştirecek DLH Genel
Müdürlüğünün, karayolu tüneli yapma ve işletme tecrübesi
yoktur. Bu projenin hazırlanması, yapımı ve işletmesi sırasında
karşılaşılabilecek problemlerin olumsuz etkilerinin çözümlenmesi
konusunda bazı önemli sıkıntıların yaşanması muhtemeldir.
Ulaşım camiasında hiç tartışılmamış bu projenin durumu, İstanbul
Ulaşım Yönetimi Otoritesi’nin, Batılı örneklerinde
olduğu gibi, bir an önce oluşturulmasını kaçınılmaz hale
getirmektedir.
Saygılarımızla.
Dr.H.Tahsin ÖNALP
Bayındırlık Eski Bakanı, Karayolları Eski Gn. Müd.
Vecdi Diker Grubu a.
Başkan
|
|