|
İSTANBUL'UN ULAŞIM VE TRAFİK SORUNU ÜÇÜNCÜ
ÇEVREYOLU VE BOĞAZ GEÇİŞİ
VECDİ DİKER ÇALIŞMA GRUBU RAPORU MART 2005
30 Mart 2005
SUNUŞ
Ulaşım konusunda uzun yıllar
görev yapmış deneyimli insanlardan oluşan Vecdi Diker Çalışma
Grubu, Türkiye'nin ulaşım sorunlarının yanında, îstanbul
Ulaşımı ile ilgili konularda da çalışmalar yürütmektedir.
Daha önce "İstanbul Ulaşımı
Sorunları ve Çözüm Önerileri" isimli bir çalışmayı hazırlayan
ve kitap haline getirerek ilgili kişi ve kuruluşlara gönderen
Grubumuz, İstanbul'da artık çok büyük bir problem haline gelen
ve çözümü de giderek zorlaşan ulaşım konusunda, her seviyedeki
yetkililere yapılan bütün uyarılara rağmen, doğru çözümlerin
üretilemediği düşüncesindedir. Bu nedenle; çok yüksek maliyetli
olan ulaşım altyapı
yatırımlarında, geriye dönüşü mümkün olmayan hataların yapılmasını
önlemek amacıyla, İstanbul ulaşımım bütün yönleriyle ele alan
yeni bir çalışma yaparak, bu çalışmayı bir rapor halinde bilgi
ve dikkatlerinize sunmaktadır.
Ulaşım türlerinin birbirleriyle entegrasyonu,
mevcut ulaşım şartlarının aciliyeti ve geleceğe yönelik ulaşım
çözümlerim bir bütünlük içinde ele alan bu çalışmamızın, geriye
dönülmesi imkansız ve tahribatı çok büyük olacak yanlış kararların
alınmaması için bir uyarı ve İstanbul ulaşımı konusunda doğru
bir yaklaşım olduğu düşüncesindeyiz. Bu bilgiler doğrultusunda
alınacak ulaşım kararlarındaki en önemli hususun ; TElVTin
kuzeyinde yer alan Boğaziçi Bölgesindeki orman ve su kaynaklarının
korunmasına yönelik azami özenin gösterilmesi, istanbulun yaşanabilir
bir metropol olma özelliğini sürdürmesi bakımından önemlidir.
Bu çalışma ile birlikte Vecdi Diker Çalışma Grubu'nün
tanıtım bildirgesi de okuyucunun dikkatine sunulmuştur.
Bilgilerinize arz ederiz.
VECDİ DİKER ÇALIŞMA GRUBU TANITIM BİLDİRGESİ
Kurucu ve İlk Katılımcılar:
Eski karayolculardan oluşan
bir " Çalışma
Grubu " nün oluşturulması fikri 1980'li yılların başlarmda
ortaya atılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Karayolları (TCK) kurucu
genel müdürü Vecdi Diker ve yakın mesai arkadaşları grubun
fikir babaları olmuş ve aynı zamanda grubun ilk katılımcılarım
oluşturmuştur. Gruba, daha sonraları karayollarından emekli
olmuş veya karayollarında uzun yıllar çalışmış olanlar (eski
karayolcular) ile ulaşım sektöründe görev yapan kamu, özel
sektör ve üniversite mensupları da katılmışlardır.
Grubun Amacı ve Faaliyet Alanları:
Grubun amacı, TCK bünyesinde ve karayolu ulaşım
sektöründe uzun yıllar hizmet etme sonucunda kazanılan bilgi
ve deneyimlerin ülke hizmetine sunulması, bu bilgi ve deneyimlerin
ülke kalkınması ve refahına katkıda bulunmak üzere kamuoyu
ile paylaşılması, genç nesillere aktarılması ve bu amaçla yapılan
çalışmalara katkı sağlanmasıdır. Grubun faaliyet alanları:
- Ulaşım politikalarımızı ve özellikle karayolu
ulaşım planlamasını ve mevcut sistemleri olumsuz olarak etkileyecek,
yeterli bilgi ve deneyime haiz olmayan, ancak toplumu etkileyebilecek
kişi ve kuruluşlar tarafından yazılı ve görsel iletişim araçları
yolu ile verilen mesajların izlenmesi, gerekli düzeltmelerin
yapılması ve kamuoyunun aydınlatılması.
- Ülkemiz ve diğer ülkelerin ulaşım sistemleri
ve özellikle karayolu ve ulaşım sistemlerim inceleyen, araştıran
yerli ve yabancı yayınları izlemek, sonuçları değerlendirmek,
gerekirse özet raporlar hazırlayarak sonuçları kamuoyuna ve
ilgili mercilere ulaştırmak.
- Ülkemiz ve büyük kentlerimiz için yapılan ulaşım
planları çalışmalarına katkıda bulunmak, yapılan planları incelemek
ve yorumlamak, sonuçları ilgililere duyurmak.
- Toplu taşımacılık, karayollarında yolcu ve
yük taşımacılığı konularında çalışmalar yapmak, bunları yayınlamak.
- Karayolu ulaşım sistemlerinde kalitenin artırılması,
kaynakların israfının önlenmesi, kaynakların en uygun şekilde
kullanılması ve çevreye uyumlu projelerin geliştirilmesi çalışmalarına
öncülük etmek, bu çalışmaları teşvik etmek, yardımcı olmak.
- Trafik güvenliğinin artırılması için mevcut
sıkıntıları, eksiklik ve hataları tesbit etmek, iyileştirme
çalışmalarına katkıda bulunmak ve bu amaçla yeni teknolojilerin
kullanılmasını teşvik etmek.
- Yol, tünel, köprü, viyadük gibi ulaşım sistemlerinin
ayrılmaz parçalarını oluşturan büyük yapıların gerçekleştirilmesinde
araştırma, etüt ve tasarım hizmetlerinin önemini vurgulamak,
bununla ilgili çalışmalar yapmak, yapılan çalışmalara katkıda
bulunmak, konunun önemini kamuoyuna, ilgili kişi ve kuruluşlara
anlatmak.
- Yol, tünel, köprü, viyadük gibi büyük yapıların
ve diğer küçük sanat yapılarının periyodik denetim, gözetim,
bakım ve onarımlarının önemini vurgulamak, bu amaçla çalışmalar
yapmak, yapılmakta olan çalışmalara katkıda bulunmak.
- Karayolu ulaşım projelerinin finansmanı konularında
çalışmalar yapmak, önerilerde bulunmak.
- Kazanılmış bilgi ve deneyimleri yeni karayolculara
ve topluma aktarmak, bu maçla toplantılar, konferanslar tertiplemek
makaleler hazırlamak, bu tür çalışmalara destek vermek.
Grubun Katılımcıları:
TCK'dan emekli olmuş veya uzun yıllar karayolları
bünyesinde ülkemize hlizmet etmiş veya halen etmekte olan kişiler
grubun doğal katılımcılarıdır. Üniversitelerin Ulaştırma Anabilim
Dalı mensupları ve karayolu ulaşımı konusunda uzmanlaşmış kamu
kuruluşu ve özel sektör mensupları da katılımcı olarak grubun
faaliyetlerinde yer alabilirler. Ayrıca grubun çalışmaları
ile ilgili olarak diğer sektörlerden de misafir katılımcılar
olabilir.
Grubun Organları ve Temsili:
Yukarıda tanımlanan katılımcılar grubun en üst
organım oluştururlar. Katılımcılar, aralarından bir katılımcıyı
grubun başkanı olarak seçerler.Başkan, katılımcıların önerileri
doğrultusunda toplantıların gündemini belirler ve toplantıları
yönetir. Başkanın hazır bulunamadığı toplantıları hazır bulunan
en yaşlı katılımcı yönetir. Katılımcılar, çalışma konulanna
bağlı olarak, çalışma grupları oluşturabilirler. Başkan veya
katılımcılar arasından seçilen heyetler grubu üçüncü şahıslara
karşı temsil ederler.
Grubun sekreterya hizmetlerini yürütmek üzere
katılımcılar arasında görev bölümü yapılır.
Grubun Toplanması:
Vecdi Diker Çalışma Grubu genellikle yeri ve
saati önceden belirlenmek koşulu ile her ayın üçüncü perşembe
günü toplanır. Toplantının tarihi, katılımcıların isteği ile
değiştirilebilir. Toplantının tarihi, yeri ve saati başkan
veya sekreterya
hizmetlerinden sorumlu katılımcı tarafından önceden katılımcılara
bildirilir.
Kararlar:
Görüşmeler sırasında karar alınmasını gerektiren
durumlar hasıl olduğunda ve gerekli gördüğü takdirde, başkan
sonucu oylama ile belirler.
Grubun Gelir ve Giderleri:
Grubun hiç bir geliri ve mal varlığı yoktur.
Zorunlu giderler oluşması halinde bunlar katılımcılar tarafından
karşılanır.
İSTANBUL'un ULAŞIM VE TRAFİK SORUNU
- ÜÇÜNCÜ ÇEVRE YOLU VE BOĞAZ GEÇİŞİ
l. GİRİŞ
İstanbul; ticari, ekonomik, fmansal, kültürel,
eğitim ve sosyal yönleri ile Türkiye'nin en önemli merkezidir.
İstanbul'da yürütülen faaliyetler Türk ekonomisinin üçte birinden
fazlasını oluşturmaktadır. Ülkemiz için bu derecede önem arzeden
bu kentimizin işlevlerini tam olarak, aksamadan ve en düşük
maliyetle yerine getirebilmesi , ekonomik değerlerin oluşmasına
temel olan hareketliliğin rahat ve kolay bir şekilde sağlanması
ile mümkün olabilir.
Diğer taraftan istanbul, Türkiye'nin dış dünya
ile olan bağlantılarınında da başlıca merkezdir. Bu yönü itibariyle
de kentiçi ulaşımın rahat olması, dış bağlantıların daha kolay
oluşmasına ve bu bağlantılarla doğrudan ilişkisi olan ekonomik
faaliyetlerin canlılık
kazanmasına imkan verecektir.
Ülkemizde özel bir yeri ve önemi olan istanbul'da
bugünkü ulaşım imkanlarının yukarıda sıralanan fonksiyonlarını
hızlı, rahat, eksiksiz, güvenli ve ucuz şekilde yerine getirdiğini
ifade etmek zordur. Her geçen gün artan ve çok büyük ekonomik
kayıplara yolaçantrafik sıkışıklığı, uzayan ve kişileri bezdiren
yolculuk süreleri ,bir türlü azaltılamayan trafik kazaları,
sağlığımızı tehdit eden boyutlara ulaşan hava kirlenmesi ve
gürültü ulaşım hizmetinin ne kadar kötü düzeyde olduğunun göstergeleridir.
Gelişmeler bu durumun önümüzdeki yıllarda daha da ağırlaşacağını
göstermektedir. Bu gelişmenin önde gelen sebeplerinden birisi,
İstanbul'un ulaşım altyapısının, tüm modları kapsayacak şekilde,
hızla artan nüfus ve motorlu taşıt artışının getirdiği talebi
karşılayacak ölçüde oluşturulamamış olmasıdır.
2. İSTANBUL'UN BÜYÜMESİ
2.1 Nüfus artışı
İstanbul'un Bizans döneminde 50.000 dolayında
olan nüfusu Osmanlı egemenliğine geçmesinden sonra Adadolu
ve Rumeli'den getirilen etnik gruplarla 120.000'e çıkmış, Kanunii
döneminde 500.000'e, 17.yüzyılı sonlannda ise 700.000'e ulaşan
nüfusu ile dünyanın en büyük kenti olmuştur. Cumhuriyet dönemi
başlarında bir milyona yaklaşan istanbul'da daha sonra bir
dönem nüfus azalması yaşanmış , 1927'deki ilk nüfus sayımında
kentin nüfusu 690.000 olarak belirlenmiştir, istanbul'un nüfusu
daha sonra tekrar artmaya başlamış ve 1945 de 900.000'e ulaşıp
1950'de bir milyonu aşmıştır. Bu gün Türkiye nüfusunun yaklaşık
%15'nin yaşadığı İstanbul Türkiye'nin en büyük kenti olması
y anında dünyanın önde gelen büyük kentlerinden biridir. Sanayi,
ticaret, turizm ve kültür kenti olarak büyük bir çekim merkezi
olan istanbul'da kırsal bölgelerden aldığı ve 1950'li yıllardan
sonra hızlanan
göçün de etkisi ile uzun yıllar Türkiye nüfus artış oranının
iki katı bir nüfus artışı yaşanmıştır.
(Tablo 2.1). Bu nüfus artış hızında son yıllarda yavaşlama
görülmekle birlikte büyüme devam etmektedir. Kentin nüfusunun
2010 yılında 13 milyonu aşacağı tahmin edilmektedir.
Tablo 2.1 istanbul'da nüfus artışı
Yıl Nüfus
1950
1960
1970
1980
1990
2000
1.166.477
1.882.092
3.019.032
4.781.890
7.309.190
10.033.478
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Şehir Planlama
Müdürlüğü tarafından üretilen ve Mart 1995 tarihine onaylanan
1/50.000 ölçekli istanbul Metropoliten Alanı Alt Bölge Nazın
Plani'nda istanbul'un 2010 yılı nüfusunun alt ve üst sınır
olarak 13-15milyon olması hedeflenmiştir.
2.2. Alansal büyüme
istanbul'da ilk yerleşmeler Kadıköy, Karaköy
ve Tarihi Yarımada kıyılarında başlamış , daha sonra Marmara
kıyıları ve Haliç çevrelerinde gelişmiştir. Bizans ve Osmanlı
döneminde Avrupa yakasındaki yerleşmeler esas olarak Tarihi
Yarımada yani Sur
içinde, Galata , Beyoğlu , Beşiktaş , Ortaköy bölgelerinde
kalırken Anadolu yakasında Kadıköy , Üsküdar bölgelerinde olmuştur.
19. yüzyılın ikinci yarısında her iki yakada demiryolu hatları
boyunca Marmara sahilinde batı-doğu ekseninde gelişme gösteren
istanbul 20.yüzyılın başlarında Şişli'ye kadar uzayan elektrikli
tramvayın etkisi ile bu yakada kuzeye doğru kaymaya başlamıştır.
Bu dönemde Asya yakasındaki yerleşmeler Avrupa yakasındakine
göre oldukça azdır.
Daha sonra her iki yakada yerleşmeler D-100 yolları
boyunca ve bu yollar ile Marmara sahilleri arasında yoğunlaşırken
Boğaz sırtlarmda da yerleşmeler başlamıştır. 1950'li yıllarda
Avrupa yakasında batıda Sur dışındaki bölgelere , kuzeyde ise
Levent
tarafına genişlemeye başlayan kent, Anadolu yakasında D-100
yolu ile demiryolu hattı arasında daha çok bahçeli konutlar
şeklinde büyüyüp gelişmiştir.
Cumhuriyet döneminde istanbul'un planlanması
üzerine ilk çalışmalar 1932-1933 yıllarında yabancı uzmanlarca
başlatılmıştır. Bunlardan en önemlisi ve uygulama bulanı Fransız
Henri Prost'un 1951 yılma kadar süren çalışması olmuştur. Bu
planın ana unsurları Haliç kıyılarının sanayi ve ticaret bölgesi
olarak seçilmesi, Yenikapı'nın uluslararası tren istasyonu
ve feribot limanı olarak düşünülmesi , Kara surlarının dışında
500 m lik bant boyunca yapı yasağı uygulanması ile Beyoğlu'nda
ve sur içinde bazı geniş caddelerin açılması olmuştur, istanbul'un
hızla göç çekmeye başladığı 1950'li yılların başlarında Kağıthane,
Zeytinburnu , Eyüp-Rami bölgesi(Taşlıtarla) , Anadolu yakasında
ise Ankara Asfaltı (D-100) boyunca sanayi tesisleri çevresinde
olmak üzere daha çok gecekondu tarzı yerleşmeler görülmüştür.
1956 yılında başlayan
yoğun imar hareketleri üzerine Alman şehircilik uzmanı Prof.
Haus Hogg çalışmaları yönlendirmek üzere davet edilmiş, bu
kişi kentin kuzey, kuzey-batı ve doğusunda uydu yerleşmeler
ve merkeze ulaşan ışınsal arterler planlamışsa da bu plan
uygulamaya dönüşememiştir. Bu dönemde İstanbul için düşünülen
nüfus 3.500.000'dir. Bu arada Menderes "in
istanbul ile bizzat ilgilenmesi ile Tarihi Yarımada'da Vatan
caddesi, Millet Caddesi gibi bulvarlar açılmıştır. Daha sonra
yabancı ve Türk şehir plancıları istanbul için çeşitli planlar
geliştirmişlerse de kentin esas olarak bir plana dayanmaksızın
büyüyüp geliştiği ifade edilebilir. Bu arada, Anadolu yakasında
Yakacık-Tuzla-Çayırova-Gebze eksenine Kartal-Maltepe sanayi
alanlarının eklenmesi ile gelişme Anadolu yakasına kaymış,
Avrupa yakasında da sanayi alanları batıda önce surların dışına
, daha sonra Sefaköy, Halkalı, Firuzköy'e , kuzeyde ise Eyüp-Rami-Gaziosmanpaşa
'nin kuzey ine kayarak Küçükköy, Alibeyköy ve Kağıthane'ye
ulaşmıştır. Bu arada , Şişli'den Maslak'a uzanan ekseninin
batısında sanayi bölgeleri ve çevrelerinde konut bölgeleri
oluşarak kent kuzeye doğru genişlemeye başlamıştır.
1970'li yılların basında sanayileşmenin hızlanması
ile gecekondulaşma da artmış ve her iki yakada çevre bölgelerdeki
gecekondu sayışı 195.000'e varmıştır. Ekim/1973'de hizmete
giren Boğaziçi Köprüsü kentteki mekansal yapıyı en hızlı değiştiren
unsur olmuş, l.Çevre Yolu kentiçi ulaşım ağının omurgası haline
gelmiştir. Ayni dönemde iki yaka arasındaki nüfus dengesi hızlı
bir şekilde değişirken doğuda Bostancı-Maltepe-Kartal-Pendik
-Gebze yönünde konut ve sanayi bölgeleri oluşmuş, batıda ise
D-100 karayolu boyunca Silivri'ye doğru daha çok yazlık karakterinde
olmak üzere yerleşme yoğunlukları artmıştır.
29.07.1980 tarihinde
onanan İstanbul Metropoliten Alan Nazım İmar Plani'nda sanayi
sektöründe hedeflenen gelişmenin sağlanması için Küçük ve
Büyükçekmece gölleri arasında, Firuzköy-Esenyurt'da , Halkalı,
Kirazlı, Güneşli, îkitellli köyleri çevresinde Doğu yakasında
Ümraniye, Kurtköy , Şeyhli, Dolayoba , Gebze, Dilovası mevkilerinde
yeni sanayi alanları tespit edilmiştir. Bu arada Birinci
Çevre Yolu'nun kuzeyinde kalan sanayi bölgelerinin yakınlarında
İstanbul "un makro formunu belirleyen konut
alanlarının ortaya çıkması ile kentin dışa doğru yayılması
artmış, bu bölgelerin merkez bölge ile ulaşımında
minibüsler başlıca ulaşım aracı olmuştur.
Temmuz/1988 tarihinde hizmete giren İkinci Köprü
(FSM- Fatih Sultan Mehmet Köprüsü)'nün üzerinde bulunduğu Kuzey-Güney
Otoyolu (Trans European Motorway-TEM), ülkemizin de taraf olduğu
uluslararası anlaşma ile oluşturulmuştur. Bu yol kenti kuzeyden
çevreleyecek kuşak olarak düşünülmüşken bunda başarılı olunamamış
, kısa süre sonra yerleşmeler bu aksın kuzeyine sıçramış ,
her iki yakada olmak üzere kent kuzeye , orman ve su havzalanna
doğru yayılmaya başlamıştır. Bunda , TEM otoyolu kadar bu bölgelere
ait imar kararların da etkisi olmuştur. Bahçeşehir, Esenkent,
Başakşehir.Oyak Konutları, Olimpiyat Parkı, 43.000 işyeri olan
İkitelli Organize Sanayi Bölgesi, 10.000 dükkan bulunan ÎSTOÇ,
ÎSTEK.Giy-Koop, Avrupa yakasında verilebilecek yerleşmelerden
bazılarıdır. Yine bu dönemde TEM'in kuzeyinde olmak üzere Avrupa
tarafında Hadımköy yöresi, ayrıca Çorlu-Çerkezköy bölgeleri
önemli sanayi bölgeleri olarak ortaya çıkıp gelişmişlerdir.
Bu arada , Avrupa yakasında Sarıyer'in kuzeyinde orman bölgeleri
yakınında Zekeriyaköy, Uskumruköy, Kilyos , ayrıca Kemerburgaz
bölgeleri yerieşime açılmıştır. Benzer şekilde Asya yakasında
Ömerli Barajı çevresi, Kavacık-Beykoz-Riva hattı orman ve su
havzalannda yerieşime açılan bölgelerden bazılarıdır.
Sıralanan gelişmelerin sonucu olarak istanbul
Doğu-Batı ekseninde Gebze - Silivri arasında olmak üzere 150
km'ye varan ve sürekli yerleşim alanlanndan oluşan bir uzunluğa
erişirken Kuzey - Güney yönünde Marmara denizi İle neredeyse
Karadeniz'e varan bir yayılma göstermiştir. Son yıllardaki
yerleşmeler daha çok TEM'in kuzey inde orman ve su havzalarına
doğru olmaktadır. Bu yeni yerleşmeleri ve gelişmeyi değişik
tarihlerde alınmış hava fotoğrafları ile görmek mümkün bulunmaktadır.
Burada vurgulanması gereken bir diğer önemli husus yeni yerleşmelerin
önemli bir kısminin kaçak yapılaşma şeklinde oluşudur.
Halbuki , 1995 yılında onaylanan 1/50.000 ölçekli
istanbul Metropoliten Alanı Aitbölge Nazım Plam'nda istanbul'un
Doğu-Batı yönünde lineer bir gelişim sürdürmesi ve TEM'in II.kuşak
olması, bunu desteklemek üzere de doğuda Gebze'de , batıda
ise Ortaköy- Kavaklı'da l.derece kanat çekim merkezleri oluşturulması
öngörülmüştü.Ancak, yukarıda açıklandığı üzere gelişme bu şekilde
olmamış, batıda ve TEM otoyolunun kuzeyinde önemli sanayi ve
konut bölgeleri oluşmuştur ve oluşturulmaktadır. Avrupa yakasında
Halkalı, Göktürk ve Sarıyer'de planlanan siteler ve toplu konut
alanları bu gelişmeyi gösteren bir başka örnektir.
2.3. Motorlu taşıt artışı
İstanbul'da özellikle 1970'li yıllardan sonra,
sosyo-ekonomik ve ülkemiz otomotiv sanayiinde başlayan gelişmelere
paralel olarak hızlı bir motorlu taşıt artışı yaşanmıştır.
Bu gün Türkiye'deki toplam motorlu taşıt sayısınm yaklaşık
%24'ü , otomobil sayısının ise
%28'i istanbul'da bulunmaktadır. Bu taşıtların İçinde otomobil
en hızla artan taşıt türü olmuştur (Tablo 2.2.)
Tablo 2.2. istanbul'da otomobil sayışı ve otomobil
sahipliğinin artışı
Yol
1950
1960
1970
1980
1990
2000*
2004 (yıl sonu)
Sayı
(1.000)
3,9
21,3
55,4
201,4
559,8
1.250,0
1.435.1
1.000 kişiye düşen
otomobil sayışı
19,0
30,0
47,0
49,0
76,0
125,0
137.0
* : 2000 yılı otomobil sayıları yayınlanmış istatistiklerde
1.613.571 olarak gösterilmektedir. Daha sonra yapılan arşiv
araştırması sonucu hurdaya ayrılan otomobiller ile başka şehirlere
yapılan nakillerin toplamdan düşülmediği görülmüş olup 2002
yılından
itibaren gerçek değerler verilmiştir. Bu sebeple 2000 yılma
ait otomobil sayışı 2002 yılına ait gerçek sayı olan 1.325.972'den
hareketle kabul edilen sayıdır.
İstanbul'daki toplam motorlu taşıt sayışı 2005
yılı başı itibariyle 2.050.859 olup bunlardan 1.435.125' i
otomobildir. İstanbul'da otomobil sahipliği bölgeden bölgeye
değişmekle birlikte , kent genelinde ortalama olarak , Tablo'da
görüldüğü üzere 2005 yılı
başı itibariyle 1.000 kişi basma 137 otomobildir. Buna karşılık
bu oran Batı Avrupa kentlerinde 450-500 otomobil /l.000 kişi
olarak değişmektedir. Buna göre, önümüzdeki yıllarda sosyo-ekonomik
durumdaki iyileşmeler ve otomotiv sanayinin gehşmesi yamnda
ithal serbestliği , ayrıca otomobil edinmede getirilen kredi
bulma , taksitlendirme vb kolaylıklarla otomobil sahipliğinin
hızla yükseleceği beklenmektedir. Son birkaç yıldaki gelişmeler
bunu ortaya koymaktadır.
3. KARAYOLU ALTYAPISI , TRAFİK VE YOLCU
TAŞIMASI
3.1 Karayolu altyapısı
Nüfustaki ve motorlu ta§ıt sayısındaki hızlı
artışa karşılık istanbul'un karayolu altyapısının ayni gelişmeyi
gösterdiğin! söylemek zordur. Kentteki trafiğin büyük kısmını
taşıyan, ayrıca otobüs gibi toplu taşıma araçlannın kullandığı
Atatürk Bulvarı , Vatan
Caddesi ve Millet Caddesi, Sirkeci-Florya Sahil Yolu, Meclis-i
Mebusan Caddcsi 1950'li yıllarda önemli kamulaştırmalar yapılarak
açılabilmiştir. Barbaros Bulvarı ve takiben Büyükdere Caddesi
, Piyalepaşa Bulvarı , Tarlabaşı Caddesi , Anadolu yakasında
Bağdat Caddesi ve Sahil Yolu da sonradan açılıp genişletilen
diğer başlıca arterler olup bunların hepsi bölünmüş , kısmen
2x2 , kısmen 2x3 şeritli standartları iyi yollardır. Bu yolların
hizmet verdiği ve önemli kısmı kent merkezim oluşturan bu bölgelerde
yeni büyük arterler açılması çok zor olduğu gibi, doğru da
değildir. Bu bölgelere toplu taşıma araçları ile erişilmesine
imkan verecek bir ulaşım politikasının benimsenerek raylı taşıma
ağının iyileştirilmesi amaçlanmalıdır.
İstanbul ve çevresi için en önemli ve batı-doğu
yönündeki kentiçi ve bölgesel trafik yanında ulusal ve uluslararası
transit trafiğe de hizmet veren iki karayolu aksı D-100 devlet
yolu i1e TEM (E-80) otoyoludur. Bu yolların İstanbul kentiçi
kesimleri l.Çevre Yolu (0-1) ve 2.Çevre Yolunu (0-2) oluşturmaktadır.
D-100 yolu kısmen 2x2 şeritli ve kısmen 2x3 şeritli olup îstanbuFdaki
radyal ana arterleri birbirine bağlamaktadır. Ülkemizin de
taraf olduğu uluslararası bir anlaşma i1e planlanıp oluşturulan
TEM otoyolunun kent içindeki kesimi olan 2. Çevre Yolu 2x4
şeritli olup diğer kesimleri 2x2 ve 2x3 şeritlidir. Boğaziçi
Köprüsü'nde yaşanan trafik sıkışıklığı sebebi i1e şehirlerarası
otobüs trafiği i1e kamyon trafiği bu yola verilmiştir.
3.2 Trafik
Yukarıda sıralanan ana arterlerin hemen hepsinde
bugün kapasitelerinin çok üzerinde trafik olup günün hemen
her saatindc trafik sıkışıkları yaşanmakta, zirve saatlerde
akım hızı 10-15 km/sa'e kadar düşmektedir.
Benzer trafik sıkışıkları l.Çevre Yolu i1e 2.Çevre
Yolu üzerinde de gözlenmektedir Bu iki yolda sabah ve akşam
saatlerinde her iki yönde olmak üzere zorlamalı akımın hakim
olduğu, F hizmet düzeyinde , yani hızı çok düşük, dur-kalklann
çok sık olduğu trafik akımı yaşanmaktadır. Örnek olmak üzere
; Boğaziçi Köprüsü ve l.Çevre Yolu i1e FSM Köprüsü ve 2.Çevre
Yolu üzerinde sıkışıklık yaşanan başlıca kesimler ve uzunlukları
aşağıda sıralanmıştır.
Boğaziçi Köprüsü ve l.Çevre Yolu'nda :
Sabah :
Kesim
Köprü - Ankara Asfaltı
2.Çevre Yolu- Acıbadem bağ.
Ankara Asfaltı üzeri
Kısıklı-Altunizade-Bağlarbaşı
Beylerbeyi bağlantısı
Akşam :
Okmeydanı - Köprü(Gişeler)
Beşiktaş katılımı
Barbaros Bulvarı
Gayrettepe-Mec id iyeköy
Piyalepaşa Bulvarı
Kuyruk uz,
6 km
l
0,5
l
l
5
2
0,5
l
l
Şerit sa.
3
2
2
3
2
3
2
2
2
3
Şer.sa. x kuy.uz.
18 km
2
l
3
2
15
4
1
2
3
51 km
FSK Köprüsü ve 2. Çevre Yolunda :
Sabah :
Kesim
Anadolu Otoy.Kav.- Köprü
Ümraniye - Şile
Kavacık bağlantısı
Akşam
Köprü (gişeler) - Hasdal viyadüğü
Okmeydanı - Hasdal
B.Dere Caddesi-Levent bağlantısı
Etiler bağlantısı
Kuyruk uz.
13 km
l
l
10
2
2
l
Şerit sa.
4
2
2
4
2
2
2
Şer.sa. x kuy.uz.
52 km
2
2
40
4
4
2
106 km
l. Çevre Yolu'nun kente yakın kesimlerinde günlük
trafik iki yön toplamı olarak, 190-200.000 taşıt'dır. Ayni
şekilde 2. Çevre Yolu'ndaki trafik hacmi de 190-200.000 taşıt/gün
dolayındadır. Bu trafik hacimleri, her iki yolda 24 saatte
geçn taşıt sayıları olup
trafiğin esas olarak 14 saatte , bunun içinde de sabah ve akşam
ikişer üçer saatlik zirve saatlerde yoğunlaştığı nazara alınırsa
bu saatlerdeki sıkışıklığın mertebesi kolaylıkla anlaşılacaktır.
İstanbul'un ticari, turistik ve kültürel yönden
büyük bir çekim merkezi olması sebebi ile İzmit ile Tekirdağ
arasındaki bölgeden İstanbul'a önemli bir bölgesel trafik oluşmaktadır.
l. ve 2. Çevre Yolları üzerindeki , yani batı - doğu yönündeki
trafiğin %80-85'i kentiçi trafik, %10-15'i bölgesel trafik
ve %l-2'si transit trafiktir. Buna göre trafik talebinin çok
büyük kısmı İstanbul Metropolü ile ilgilidir. Bu hususun ortaya
konacak çözüm önerilerinde dikkate alınması gerekir.
istanbul ile çok yakın etkileşimde olduğu îzmit
ve Tekirdağ ilerinin 2015 yılı nüfusunun 17-18 milyonu bulması
beklenmektedir. Bu üç ildeki motorlu taşıt sayışı 2005 yılı
başı itibariyle 2.275.220 olup 2015 yılında 4 milyona ulaşması
mümkündür. Buna göre
büyük bir nüfusun yoğunlaştığı îzmit-îstanbul-Tekirdağ ekseninde
, bu gün bile sıkışıklığın yaşandığı D-100 ve E-80 karayollarında
önemli bir ek kapasite yaratılmadığı takdirde önümüzdeki yıllarda
çok daha büyük trafik tıkanıklıklarının görülmesi sürpriz olmayacaktır.
3.3 Yolcu Taşıması
İstanbul'da motorlu araç ile yapılan günlük yolculuk
sayışı (hareketlilik katsayısı ) kişi basma 1,0 dolayında olup
bu değer gelişmiş ülkelerde 2'nin üzerinde, hatta bazı ülkelerde
3,0 dolayındadır, istanbul'da hareketlilik katsayısının bu
derecede küçük olmasında
kentlinin sosyo-ekonomik yapısınının zayıflığı esas sebep olmakla
birlikte, ulaşım imkanlarının zorluğunun etkisi de vardır.
Diğer yandan, istanbul'da yapılan yolculukların
taşıma türleri arasındaki dağılımına bakıldığında (Tablo 2.3),
taşımanın çok büyük kısminin karayolu araçları ile ve bunlar
içinde de otomobil, taksi , minibüs gibi küçük kapasiteli araçlar
ile yapıldığı görülmektedir. Raylı taşımanın toplam taşımadaki
payı oldukça az olup raylı sistem ağı kent düzeyinde yaygınlaştırılamadığı
sürece bu böyle devam edecektir. Deniz taşımacılığı da olması
gerekenin çok altında paya sahip bulunmaktadır. Kısaca , kent
düzeyinde , yolcu
taşımacılığında çevreyi kirleten, trafik güvenliği düşük, bireysel
taşımanın hakim olduğu bir taşıma düzeni hüküm sürmektedir.
Bunun bir an önce değiştirilmesi için altyapı, işletme ve yönetimsel
olarak gereken önlemlerin alınması kaçınılmaz olup gecikilen
her günde çözüm daha zorlaşmaktadır.
___Tablo 2.3 İstanbul kentiçi araçlı yolculukların
türel dağılımı(2001)*
Taşıma Türü Günlük ort. taşıma
ÎETT l .500.000
Özel Halk Otob. 800.000
Otomobil 3.100.000
Minibüs 2.000.000
Dolmuş 70.000
Taksi 750.000
Servis aracı l .050.000
Karayolu taşıması
Banliyö hatları 124.000
Metro 130.000
Hafif metro -LRT 158.000
Tramvay 144.000
Nostaljik tramvay 5.000
Tünel(finiküler) 13.000
Raylı taşıma
TDİ 160.000
ÎDO 19.000
Deniz motorları 251.000
Denizyolu taşıması
Toplam taşımada pay (%)
14,8
7,9
30,7
19,8
0,7
7,4
10.5
%91,8
%5.7
1.2
1,2
1,7
1.5
0.0
0,1
1,7
0,1
2,5
%2,5
100.0
* : 2005 yılı başı itibariyle, raylı sistemlerin
taşımadaki payının bir miktar artarak %7'ye ulaştığı , bu arada
özel otobüsler ile servis araçları ile yapılan taşımalarda
da artış olduğu kabul edilebilir.
4. BOĞAZ GEÇİŞLERİ
4.1 iki yaka arasındaki nüfus ve istihdam dağılımı
istanbul'da son elli yılda yaşanan hızlı nüfus
artıcı yanında, nüfusun iki yaka arasındaki dağılışı da yıllara
göre Önemli farklılık göstermiştir (Tablo 3.1)
Tablo 3.1 istanbul nüfusunun İki yaka arasında
dağılışı
Yıllar_____: 1950 1960 1970 1980 1990 2000
Avrupa yakası : 80 79 76 70 68 65
Asya yakası : 20 21 24 30 32 35
Tablodan görüldüğü üzere , 1970'li yıllardan
sonra Asya yakasında daha hızlı bir nüfus artışı yaşanmıştır.
Bunun başlıca sebebi. Boğaz Köprüleri'nin devreye girmeleri
île bu yakanın konut edinme ve kiralama yönünden daha cazip
hale gelmiş olmasıdır. Bu arada bu yakaya önemli sayıda iş
merkezi de taşınmıştır,
İstihdam verilerine bakıldığında , bu oranlar
1996 yılı verilerine göre Avrupa yakası için %73,3 , Asya yakası
için %26,7 dir. Buna göre , yakalarda nüfus ve istihdam oranlarında
görülen %8'e yaklaşan fark , Boğaz geçişlerine olan talebin
başlıca kaynağıdır. Daha açık bir anlatımla , istanbul'un Asya
yakasında yaşayanlann bir kısmı çalışmak için Avrupa yakasına
gidip gelmektedir, îki yaka arasındaki istihdam oranlarının
son değerleri bilinmemekle birlikte 1996 yılma göre fazla bir
değişme olmadığı ifade edilebilir. İş amaçlı bu gidiş gelişler
1996 yılı verilerine göre günlük ortalama 1.100.000 dolayındaki
geçişin önemli bir kısmım
oluşturmaktadır.
4.2 Jki yaka arasındaki taşıt ve yolcu geçişleri
Yıl içinde en yüksek geçişler olmak üzere , Boğaziçi
Köprüsü'nden 02 Temmuz 2004 tarihinde , tek yönde 104.017 araç
geçmiş olup iki yön toplamı 208.034'dür. FSM Köprüsü'ndcn de
16 Temmuz 2004 tarihinde olmak üzere bir günde 107.293 araç
geçmiştir. îki yön toplamı 214.586' dır. îki köprüden 2004
yılında en yüksek geçiş sayışı iki yön toplamı olarak 422.620
taşıt/gün olmuştur.
Boğaziçi Köprüsü'nden bir günde geçen taşıt sayışı
2004 yılı ortalaması olarak ve iki yönde 181.750 olup bunun
%85'i otomobildir. FSM Köprüsü'nden geçen taşıt sayışı2004
yılı ortalaması olarak iki yönde ve 182.294 olup bunun %74'ü
otomobildir, iki köprüden geçen taşıt sayışı 2004 yılı ortalaması
olarak , iki yönde 364.044 taşıt/gün dür.
Boğaz Köprülerinden geçen otomobillerin ortalama
doluluk oranları bu konudaki etüdiere dayanılarak 2,0 kişidir.
Buna göre , İki yaka arasındaki geçişlerde otomobil kullananların
sayışı; (181.750 x 0,85 + 182.294 x 0,74 ) x 2,0 = 578.772
kişidir.
İstanbul Ulaşım Ana Planı çalışmasında, 1997
yılı Aralık ayı itibariyle Boğaz'ı otobüsler ve servis araçları
ile geçenlerin sayışı 370.000/gün olarak verilmiştir. Arada
geçen sürede bunun 400.000'e ulaştığı kabulü ile otomobil ,otobüs
ve servis araçları ile geçenlerinsayışı yaklaşık 1.000.000
kişi olmaktadır. Deniz araçları ile geçenlerin sayışı 200.000
kadardır. Bu arada dolmuş, taksi, kamyonet türü araçlarla geçenlerin
de 100.000 kişi olduğu kabulü ile iki yaka arasındaki yolcu
olarak geçiş sayışı 1.300.000 kişi kabul edilebilir. Ulaşım
Ana Planı çahşmasında 1996 yılı değeri 1.100.000 kişi olarak
verilmiştir.
Burada açıklanması gereken bir husus, bazı kişilerce
, 1996 yılı vcrilerine göre, Boğaz'ı geçen 1.100.000 yolculuğun
îstanbuFdakİ toplam yolculuğun %10'u dolayında olduğu. Boğaz
Geçişi'ni çözmenin istanbul'un ulaşım sorununu çözmeyeceği
ifadesidir.
Gerçekte İstanbul'un hemen her bölgesinde ulaşım zorluğu ve
trafik sıkışıklığı vardır. Ancak, kent genelinde ortalama yolculuk
uzunluğu 5 km kadar olup toplam yolculuk 5x11.000.000= 55.000.000.
yolcu.km'dir. Buna karşılık Boğazlı geçen yolculukların ortalama
uzunluğu 20 km dolayında olup toplam yolculuk 20 x 1.100.000
= 22.000.000 yolcu.km olmaktadır. Bu ise toplam yolculuğun
22.000.000/55.000.000 = %40'ı olmaktadır. Dolayisiyle Boğaz
yolculuklanna hız ve konfor yönünden getirilecek iyileştirmenin
sonucu büyük olmaktadır.Bunun gözardı edilmemesi gerekir.
4.3. Köprülerin kapasiteleri
Boğaziçi Köprüsü ile buna ait l. Çevre Yolu 2x3
şeritlidir. FSM Köprüsü ve 2.Çevre Yolu ise 2x4 şeritlidir.
Buna göre iki köprüdeki ve çevre yollarındaki şerit sayışı
iki yön toplamı olarak 14' dür.
Bir trafik şeridinİn kapasitesi , yolun Özellİğine
ve üzerindeki trafiğe göre değişir. Erişim kontrollü otoyol
ve otomobil ağırlıklı trafik için iyimser bir yaklaşımla ve
kentiçi için kabul edilebilir hizmet düzeyinde 1.600 oto/sa
kabul edilebilir. Paris'deki çevre yolunun kapasitesi de 6
şerit için 10.000 taşıt/saat'dir. Bu arada istanbul l. Çevre
Yolu'ndan zaman zaman daha fazla araç geçirilebildiği görülmüşsede
bu durumlarda hizmet düzeyi iyice düşmekte, yani trafik akımında
dur/kalklar artmakta, akım hızı son derecede azalmaktadır.
Çevre yollarındaki trafiğin sabah 07.30 ile akşam
21.30 saatleri arasında olmak üzere yoğun ve saatlik hacimlerin
birbirine yakın olduğu bir gerçek olup bu zaman dilimi arasında
iki köprüden geçebilecek azami araç sayışı ; 14 saat x 14 şerit
x 1.600 oto/sa = 313.600 otomobil olmaktadır.
Buna karşılık bugün iki
köprüden geçen günlük araç sayışı, 2004 yılı ortalaması olarak,
364.044'dür. Bu sayının %90'ı yani 0,90 x 364.044 = 327.639.600'ü
saat 07.30" 21.30
saatleri arasında geçmektedir. Dolayisiyle bu saatler arasındaki
ortalama hacim/kapasite oranı; 327.640/313.600 = 1,05 olmaktadır.
Bu hesaplamada trafiğin günün 14 saatinde eşit dağıldığı, ayrıca
yıl ortalaması esas alınmıştır. Ayrıca, şerit kapasitesi düşük
hizmet düzeyine karşı gelen yani akım hızının küçük olduğu,
dür kalkların yaşandığı yüksek değeri (1.600 otomobil/saat)
ile alınmış, özellikle FSM köprüsündeki ağır taşıtın kapasitedeki
azaltıcı etkisi
hesaba katılmamıştır. Halbuki, özellikle sabah 07.00-10.00,
aksaml6.00-22.00 zirve saatlerinde aşırı yığılmalar görülmektedir.
Örnek olmak üzere , 04.03.2005 günü kayıtları esas alındığında
Boğaziçi Köprüsü'nden Avrupa - Asya İstikametinde, sabah 08.00-10.00
arasında 13.743 araç, FSM Köprüsü'nden ise 17.937 araç geçmiştir.
Bu durumda hacim/kapasite oranları
Boğaziçi Köprüsü için 13.743/2x3x1.600 = 1,43 , FSM Köprüsü'nde
ise 17.937/2x4x1.600 = l ,40 olmaktadır. Bunun sonucu olarak
da her İki köprüde uzun kuyruklanmalar olmakta, çevre yollarına
bağlanan arterlerde de uzun süreli tıkanmalar yaşanmaktadır.
Bu kuyruklanma ve tıkanmalar sabah saatlerinde Asya -Avrupa
, akşam saatlerinde ise Avrupa -Asya yönünde daha yoğun şekilde
yaşanmaktadır.
Boğaziçi ve FSM Köprülerinin 10-15 yıllık periyotlarda
yapılması gereken üstyapı (asfalt, tecrit, genleşme derzi,vs)
bakımlannda, bir istikamette en az İki şeridin trafiğe kapatılması
gerekmektedir. 1991 yılında Boğaziçi Köprüsünde , 2002 yılında
FSM
Köprüsünde (2x4 şeritte) yapılan bu türden periyodik bakım-onanmiarda
îstanbul trafiği çok büyük ölçüde etkilenmiş ve sabah-akşam
saatlerindeki geçiş süreleri yaklaşık iki katma çıkarak bütün
gün süren yoğunluklar yaşanmıştır, istanbul ulaşımı ile ilgili
çalışmalarda bu gerçeğin gözardı edilmesi düşünülemez. Dolayisiyle,
Boğaziçi Köprüsünde çok yakın bir zamanda yapılması gereken
üstyapı periyodik bakım ve onanmında , 3-Çevreyolu ve Köprünün
hizmete girmemesi halinde , istanbul trafiği çok büyük Ölçüde
etkilenecektir. 2 x3 şeritli olan Boğaziçi Köprüsü bakıma alındığında
, hem geçen zaman içinde meydana gelen
trafik artışı , hem de FSM Köprüsüne göre kapasitesinin düşük
elması nedeniyle trafik sıkışıklığı had safhaya çıkacaktır.
4.4. Boğaz Tüp demiryolu geçişinin trafik
üzerinde beklenen etkileri
1997 yılı Ulaştırma Ana Planı çalışması sırasında
kullanılan model, banliyö hatlarının üçe çıkanlarak Boğazsın
iki yakasının tüp demiryolu geçişi ile birleştirilmesi durumunda
sabah zirve saatinde doğu-batı yönünde , mevcut gelişmenin
aynen devam etmesi durumunda 51-59.000 kişi geçeceğini vermiştir.
Günlük geçiş sayışı ise 600.000 kadar olmaktadır. Şayet, iki
yakadaki nüfus / istihdam dengesin! sağlayacak Nazım Plan kararlarınm
hayata geçmesi halinde bu sayı 28-30.000'e düşmektedir. Ancak,bu
tahminler sırasında , yeni temeli atılan Kadıköy - Kartal LRT
(Hafif raylı sistem -Light Rail Transit) sistemi dikkate alınmamıştır.
Bu raylı sistemin işletmeye girmesi halinde, iki yaka arasındaki
geçişlerde tahmin edilenden önemli sapmalar olması mümkün görülmektedir.
Diğer yandan, iki yakadaki nüfus /İstihdam dengesin!
sağlayıcı yönde arada geçen 10 yıla yakın zaman içinde önemli
bir değişme olmamıştır. Yani, Avrupa yakası işyeri, Anadolu
yakası ise konut yönünden avantajlarım korumaktadırlar.
Tüp tünelin işletmeye açılmasında bunu kullanacak
olanlar, banliyö hattına ve bununla entegre olan Kadıköy-Kartal
LRT sistemİne 800-1.000 m gibi yürüme mesafesinde içinde oturanlar
ile, bu iki raylı sistem hattına ait İstasyonlara otobüs ve
minibüs gibi araçlarla dikine yönde taşınıp burada aktarma
yapacaklar, ayrıca istasyon yakınma otomobili ile gelip araçlarını
civardaki otoparklara parkcderek raylı sisteme aktarma yapanlar
( parket/bin- park and ride) olacaktır. Şayet, raylı sistem
hatları dikine yöndeki otobüs ve minibüs hatları ile iyi şekilde
beslenemezlerse , ayrıca otomobil kullanıcıları için parkct/bin
sistemi iyi kurulamazsa, sistemin beklenen yolcuyu bulması
zor görülmektedir. Bu arada , iki yaka arasındaki geçişte tüp
demiryol tünelİni kullanacakların tahmini ile ilgili modelde
(türel dağılım modeli) kullanılan başlıca parametre ulaşım
süresidir. Ulaşım süresindeki küçük bir artış, tüp İle geçiş
sayışım derhal düşürecektir. Ayrıca , ülkemiz kentlerinde kişilerin
aktarmalı yolculukları sevmedikleri, ulaşım süresi uzasa da
tek araçlı yolculukları tercih ettikleri gözden kaçırılmaması
gereken bir husustur.
Sıralanan hususlara rağmen , Boğaz Tüp Demiryolu
Geçişi'nİn işletmeye girmesi ile iki yaka arasındaki iş , okul
ve diğer amaçlı yolculukların bir kısminin buraya kayacağı
açıktır. Ancak, bunun sayışı ulaşımda kazanılacak zaman , sistemin
vereceği konfor,
uygulanacak bilet ücreti vb faktörierebağı olup bu hususta
tahminler yapmak oldukça zordur.
Boğaz tüp geçişi ile ilgili raylı sisteme beklenen
ilgi gösterilip bir kısım otomobil sahibinin bu sisteme kayacakları
varsayılsa bile, daha önce açıklandığı üzere her iki yakada
nüfus ve araç sayışı hızla artmakta, kent daha çok kuzeye doğru
olmak üzere
yayılmaktadır. Böyle bir gelişme altında tüp geçişin hizmete
gîrmesi ile köprülerdeki sıkışıklığın üçüncü bir geçişi gerektirmeyecek
ölçüde azalacağım ileri sürmek fazla iyimserlik olarak görülmektedir.
5. MEVCUT DURUMUN OLUMSUZLUKLARI
5.1 Akaryakıt kaybı
Yukarıda Bölüm 3.2' de açıklandığı üzere Boğaziçi
Köprüsü ve FSM Köprüsü , bunlara ait çevre yolları ile bunlara
bağlanan bazı arterlerde uzun süreli trafik tıkanıkları yaşanmaktadır.
Bu yollardaki kuyruk uzunlukları ve şerit sayılarının çarpımı
ile 157 km'lik
Şerit uzunluğu boyunca tıkanma olduğu hesaplanmıştır. Bir aracın
ortalama 10 m lik yol uzunluğu işgal ettiği (taşıt yoğunlu
yani l km basma 100 araç) varsayımı ile bu 157 km'lik uzunlukta
157.000/10 = 15.700 araç tıkanmadan etkileniyor demektir.
Yapılan gözlemlere göre , tıkanıklık saatlerinde,
çevre yollarında , normal bir hız ile 15 dakikada gidilebilecek
bir mesafe 60 dakikada gidilebilmektedir. Dolayisiyle trafik
tıkanmasmdan 45 dakikalık bir zaman kaybı olmaktadır. Bu sürede
araç gereksiz yere yakıt harcamaktadır. Bir aracın sıkışık
trafik şartlannda bir saatte 6 it benzin tükettiği kabulü ile
45 dakikalık gecikmede 4,5 it gereksiz yakıt tüketimi olmaktadır.
Beher gün için 7 saat tıkanma yaşandığı, l it benzinin 1,7
USD olduğu kabulü İle iki çevre yolundaki tıkanıklığın yıllık
maliyeti;
15.700 araç x 7 saat x 4,5 it x 1,7 USD x 365
gün = 306.868.275 USD
olmaktadır.
5,2 Zaman kaybı
Daha önce bazı kabuller ile yapılan hesaplama
sonucu her iki köprüden bir günde iki yönde geçen yolcu sayışı
1.100.000 olarak kabul edilebilir. Araç geçişlerinin % 71'i
saat 07.oo-10.00 ile 16.oo-22.000 arasındaki 9 saatte olmaktadır.
Yolcu geçişleri İçin de ayni oran kabul edildiğinde bu saatler
arasında iki yaka arasındaki yolcu geçişi sayışı 0,71 x 1.100.000
= 781.000 kişi olmaktadır. Sabah ve akşam sıkışık saatlerde
trafik tıkanıklığından doğan zaman kaybı her yolculuk için
45 dakika alındığında bir yılda toplam zaman kaybı;
Y^ saat x 781.000 x 365 = 213.798.750 saat,
olmaktadır.
Ulaşımda zamanın değeri kişinin çalışan bir kimse
olup olmamasına, mesleğİne, gelir durumuna , yasma vb faktörlere
göre değişir. Bu hususta çeşitli rakamlar alınmaktadır. En
yaygın kullanılanı aktif olarak çalışanlar için kişi basma
düşen GSMI-fdir. Bundan hareketle diğerleri için değişik değerler
alınmaktadır. Yaklaşık bir değer olarak saat basma 2,0 USD
alındığında , trafik tıkanıklığmdan doğan yıllık kayıp ;
2,0 USD x213.798.750 saat = 427.597.500 USD
olmaktadır.
Bu hesaplamalarda, şehrin diğer kesimlerindeki
trafik sıkışıklıkları ve bunlara bağlı akaryakıt ve işgücü
kayıpları nazara alınmamıştır.
5.3 Hava kirlenmesi
Japonya'da yapılan bir araştırmada , 1997 yılı
için değişik türdeki ve ağırlıktaki taşıtların 18,2 km/sa'lık
ortalama hız ile seyir halinde kirletici emisyonları için değerleri
verilmiştir (Urban Transport and The Environment , page 120
, Source: Overseas
Environmental Cooperatİon Center-1998). Yaklaşık bir hesaplama
için sıkışık saatlerde çevre yollarmda ayni hızın olduğu kabul
edilerek , bu tablo yardımı ile aşağıdaki kirletici değerleri
esas alınmıştır.
Kirletici emisyon Otomobİle göre kirleticilik
katsayısı
Hafif taşıtlar Aks açık. 3,2m den küçük Ağır
taşıt
~~'3,7 19,7
4,0 0,5
7.3 5,8
1.8 42,1
N0x 0,26 gr/km
CO 3,99
HC 0.19
PM (partikül) 0,012
Her iki köprüden 04.03.2005 günü geçen araçların
sayılarmdan bunların %87'sinin hafif yani otomobil, minibüs
, kamyonet ve iki tekerlekli araçlar ( l. sınıf) , %9'unun
aks açıklığı 3,20 m den büyük kamyonet, küçük otobüs vb araç
(2. sınıf), %4'nün de 3 ve daha daha fazla akslı büyük taşıtlar
(3,4,5. sınıf) olduğu hesaplanmıştır.
Akaryakıt kaybı hesabında belirtildiği üzere,
sıkışık saatlerde l. ve 2.Çevre Yolları'nda ve buna bağlı arterlerde
157 km.şeriflik bir tıkanma yaşanmakta olup bu uzunluk için
yaklaşık 15.700 araç bulunmaktadır. Türiere göre bunların dağılımı
0,87 x 15.700 = 13.659 hafif araçlar, 0,09 x 15.700 =1.413
aks açıklığı 3,2 m den büyük orta büyüklükteki araçlar ve 0,04x15.700
= 628 adet de ağır araçlar şeklİnde olmaktadır.
Orta büyüklükteki ve ağır araçlar için otomobile
göre kirletici katsayılarmın nazara alınması, ayrıca iki yaka
arasındaki ulaşımda ortalama 20 km mesafe katettİkleri kabulü
ile bu araçların atmosfere bırktıkları kirletici miktartlan
aşağıdaki gibi olmaktadır.
Kirletici Otomobil olarak sayı
N0x 31.258
CO 19.625
HC 27.616
PM (partikül madde) 42.641
Emisyon (gr/km)
0,26
3,99
0,19
0,012
Miktar( kg))
163
1.566
105
11
Yukandaki kirletici değerleri trafik sıkışıklığınm
yaşandığı, dolayisiyle akım hızının düşük olduğu l saatlik süre
içindir. Bu arada, ülkemizdeki trafikte gerek eski model araç
Çokluğu gerekse ayarlannm zamanında yapılmamaları sebebi ile
hesaplamada esas alınan Japonya'daki değerlere göre çok fazla
kirletici oldukları unutulmamalıdır. Dolayisiyle İstanbul'da
trafiğin yoğun olduğu çevre yolları ile diğer akslarda insan
sağlığım tehdit eden boyutlarda hava kirlenmesi yaşanmaktadır.
Her iki çevre yolundaki akım hızının yükselmesi
halindc yakıt tüketimi azalacağı için kirletici emisyonu da
azalacaktır.
6. ÇÖZÜM ÖNERİSİ
istanbul şehir içi ulaşımına tek bir ulaşım modu
ile çözüm getirmek söz konuşu değildir. Varolan imkanlar göz
önüne alındığında karayolu yanında raylı sistemler ve deniz
ulaşımından da yararlanılarak entegre bir ulaşım ağının oluçturulması
gerekli, hatta zorunlu görülmektedir. Böyle bir sistem içinde
toplu taşımaya öncelik verilmesi yanında, mevcut ulaşım ağı
altyapısından azami verimin alınması ön planda olmalıdır. Toplu
taşımanın etkinliğinin attırılabilmesi, bu arada özel oto sahİplerinin
toplu taşımaya çekilebilmesi için verilecek hizmetin mekan
olarak yaygınlığı yanında sıklık, konfor, ulaşım süresi gibi
yönlerden hizmet kalitesinİn yükseltilmesi gerekir.
Böyle bir ulaşım ağının oluşturulması her şeyden
önce iyi bir planlamaya gerektirir. Ancak, planlama başlı basma
amaca ulaşmaya yetmez. Geçmişte yapılan iyi planlar uygulanamadığı
için sonuç alınamamıştır. Planların uygulanamamasının başlıca
sebebi ,
başlangıçta arkasında bulunan siyasi iradenin iktidarın değişmesi
ile çekilmesidir. Son otuz- otuzbeş yıldan beri ülkemizde yaşanan
siyasi istikrarsızlık yapılan planların uygulanmasına geri
plana itmiş ya da tamamen iptal edilmesine yol açmıştır. Çünkü
yeni gelen her iktidar, devletin devamlılığı ilkesini gözardı
ederek , kendi görüşü yönünde oluşturulan yeni projeleri devreye
sokmak istemiştir. Böyle dönemlerde başarıda (kalkınmada) devamlılığı
sağlamak, ancak uzman kadroların görüşlerinc itibar etmekle
mümkündür. Maalesef, ülkemizde planlar belirtilen ilkeye göre
değil, siyasi iktidarların görüşlerine göre yaptırılmakta ve
bu sebeple uzun vadede uygulama imkanı bulamamaktadır. Günümüzde
de geçerli olan bu yöntemle hazırlattırılan plan ve projeler
, zorunlu olarak ilgili kuruluşlar tarafmdan gerçekleştirilmekte
ve kamuoyunca da bu kuruluşlara maledilmektedir. Devlet kuruluşlarının
böyle bir çalışma düzenine zorlanmaları , sonuçta onların ,
ülke nezdinde , itibar kaybetmelerine yol açmaktadır.
Bugün için büyük kentlerde, dolayisiyle istanbul'da
trafik sıkışıklığının başta gelen sebeplerinden biri otomobil
sahİplerinin çoğunun ulaşımlarında kendi araçlarını kullanmalarıdır.
Dolayisiyle bu sıkışıklığı hafifletmek için ana hedef daha
Önce de belirtildiği
üzere , otomobil sahiplerim toplu taşımaya çekmek ana hedef
olmalıdır. Bu amaca ulaşmanın yolu da otomobil sahİplerinin
niçin araçlarım kullandıklarmm iyi analiz edilmesidir. Dünya
kentlerindeki araştırmaların sonuçları ve ülkemizdeki gözlemlere
göre sunulan toplu taşıma hizmetinin kalitesi bu yöndeki başarının
temelidir. Bunun için herşeyden önce kentin her köşesine ulaşan
yaygın bir ulaşım ağının oluşturulması gerekmektedir. Bu ulaşım
ağında, ulaşım talebine uygun düşen taşıma sistemleri devreye
konularak İşletmede bunlar arasında hat, zaman ve ücret entgrasyonu
sağlanmalıdır.
İstanbul için taşıma kapasitesi yüksek metro
ile raylı sistemin omurgasın! oluşturmak hemen herkesçe kabul
gören doğru yaklaşımdır. Bu yönde uygulamalar da vardır. Maslakla
doğru uzatılması planlanan 4. Levent - Yenİkapı metrosunun Boğaz
demiryolu tüp tünel geçişi İle Yenikapfda entegrasyonu bunu sağlayacaktır.
Bu omurgaya Avrupa yakasında Yenikapı - Bağcılar - Başakşehİr
, Asya yakasında ise Kadıköy -Kartal LRT sistemlerinin entegrasyonu
ile doğu -batı yönünde önemli kapasiteler yaratılmış olacaktır.
Ancak, mevcut Marmaray projesinde banliyö hatlarının açık metro
haline dönüştürülmesİ öngörülmektedir.
Buna karşılık, Avrupa yakasında yerleşimin yoğunlaştığı D-100 yolu (Londra Asfaltı)
- TEM arası ile Anadolu yakasında D-100 (Ankara Asfaltı) eksenli yerleşimlerin
akşında ulaşım koridoru oluşturabilmek açısından tüpgeçidin devamında mevcut
banliyö hatlarında oluşturalacak açık metro yerine daha kuzeyde (Yenikapı-Topkapı-Güneşli-Esenyurt-
Beylikdüzü ve Anadolu yakasında İbrahimağa-Göztepe-Kozyatağı-D-100 yanyolu altından
Kartal - Sabiha Gökçen Havalimanı- Kurtköy) bir güzergah seçİlmesi daha uygun
görülmektedir. Marmaray'a ait Göztepe istasyonundan başlayan ve Kadıköy - Kartal
LRT hattını keserek iki köprü arasından geçecek bir Üçüncü Köprü üzerinden Leventte
mevcut metro hattı ile irtİbatlanarak Gültepe-Kağıthane-AlibeykÖy-Gaziosmanpaşa-
Esenler Otogarı'nda Aksaray- Havalimanı LRT sistemi ile bağlanarak oluştulacak
raylı sistem ring hattı son zamanlarda bir miktar kuzeye kaymış olan iki yaka
arasındaki arzu hattına da uygun düşmektedir. Böylece, doğu yakasında oturup
tüp demiryolu geçişini kullanarak Yenikapı'da aktarma yapıp Levent /Maslak tarafına
gidecekler için daha kısa ulaşım süresi mümkün olabilecektir. Kentin yoğun iş
ve alışveriş merkezlerini çevreleyen bu raylı sistem ring hattına radyal istikamette
yapılacak başka raylı sistem bağlantıları ile, Anadolu yakasında Kadıköy ve Üsküdar
bölgelerine , Avrupa yakasında ise Tarihi Yarımada, Karaköy, Beyoğlu ve Şişli
gibi ticari, kültürel, eğitim aktivitelerinin fazla olduğu merkez bölgeler ile
çevre bölgeler arasındaki ulaşımın ana eksenlerim oluşturulabilecektir. Raylı
taşımanın etkin olacağı böyle bir sistemin istasyonlarinda özellikle park konusunda
getirilecek kolaylıklar, aynca bilet entegrasyonu ile otomobil sahiplerinin toplu
taşıma sistendne çekilmesinde başarı beklenebilir. Zira, sistem ulaşımda hızı
ve konforu artıracaktır.
Ancak, raylı sistemlerin , kent düzeyinde yaygınlaşması
için Önemli mali kaynağa gereksinim vardır. 1997 istanbul Ulaşım
Ana Plam'nda öngörülen 220 kmlik raylı sistem için 12 milyar
USD'na İhtiyaç olduğu belirtilmiştir. Bu derecede büyük bir
kaynağın kısa sürede temini zor olduğu gibi, kaynak bulunsa
bİle bunun yapımı en az 15-20 seneyi gerektirecektir. Ayrıca,
raylı sistemin başlıbaşına bir kentin ulaşım ihtiyacım karşılamaya
yeterli olmadığı da bir gerçektir. Raylı sistemlerin ulaşım
talepleri düşük olan yerlere götürülmesi herşeyden Önce İşletme
maliyeti açısından mümkün değildir. Bu gibi yerlerde karayolu
araçlannın devreye
girmesİ kaçınılmazdır. Kaldıki, raylı sistemlerin işletme maliyetin!
azaltabilmek bakımından karayolu sistemleri ile beslenmeleri
gerekmektedir. Bu arada, yine istanbul Ulaşım Ana Planı'nda
öngörülen banliyö hatları hariç 220 km lik raylı sistemin 2010
yılında
tümü ile oluşturulması durumunda bile kentte 445-460 km'lik
yol kesiminde hacim/kapasite oramnın l'in üzerinde olacağı,
bir başka deyişle bu yolların tıkanacağı belirtilmektedir.
Diğer yandan , kentiçi raylı sistemler esas olarak
insan taşımaya yöneliktir. Çok büyük bir üretim ve tüketim
merkezi olan istanbul'un mal ve yük ulaşımın da çözülmesi gerekmektedir
ki burada da karayolu taşıması devreye girecektir. Dolayisiyle
, bir yandan raylı sistem ağı geliştirilip yaygınlaştınlırken
bununla ve deniz taşımasına yönelik altyapı ile bütünleşecek
bir karayolu ağının oluşturulması da gözardı edilmemelidir.
Bu ağın oluşturulmasından maksat, başta çevre bölgelerde olmak
üzere gerekli görülen yerlerde yeni karayolu bağlantılannın
yapılması yanında, mevcut ağın verimim artıracak iyileştirmelerin
yapılmasıdır. Kapasite ve trafik güvenliğin! artıcı bu iyileştirmeler
kavşak geometrilerinin düzeltilmesi, daha etkin sinyalizasyon
sisteminin tesisi ve yaygınlaştırılması, hemzemin çözümü aşan
yerlerde uygun katlı kavşakların tesisi , raylı sistemlere
ait İstasyonlar ve
iskelelere yakın yerler başta olmak üzere otopark kapasitelerinin
attmiarak yoliçi parkların azaltılması, otobüs, minibüs ve
taksilerc ait durak düzenlemeleri ile bunların akan trafiğe
olan olumsuzluklarının azaltılması, yatay ve düşey işaretlemenin
iyileştirilmesi gibi kısa sürede sonuç alınabilecek ve maliyeti
düşük uygulamalar olarak sıralanabilir.
Daha önce açıklandığı üzere , istanbul'un nüfusu
hergeçen gün büyürken, yerleşim de hızla yaygınlaşmaktadır.
Kentin çevre bölgelerinde, çoğu TEM Otoyolusun kuzeyinde olmak
üzere yeni yeni yerleşim ve sanayi alanlan ortaya çıkmaktadır.
Bu bölgelerin kent merkezi İle bağlantılarım sağlayacak yeni
karayollarına ihtiyaç bulunmaktadır. Bu yolların kapasitelerim
koruyabilmeleri bakımından erişme kontrollü yapılmaları tercih
edilmelidir. Bu yönde olmak üzere, belirlenecek güzergahların
imar planlarına İşletilmesi suretiyle yol koridorlannın işgalinin
önlcnmesi gerekmektedir. Aksi takdirde , bu gün yoğun yerleşme
bölgelerinde yaşanan güzergah bulma sıkıntısı kısa süre sonra
oralarda da kendisini gösterecek, kamulaştırmalarda büyük sorunlarla
karşılaşılacaktır. Bu bakımdan, güzergah tespit çalışmalanna
bir an önce başlanmasında, projeleri hazır olanların uygulanmasında
büyük yararlar bulunmaktadır.
Mevcut karayolu güzergahlannda halen büyük trafik
sıkışıklıkları yaşanmaktadır.Özellİkle sabah ve akşam saatlerinde
uzun sürekİ trafik kilitlenmeleri görülmektedir. Boğaz geçişleri
bunlara örnektir. Her iki köprü halen kapasitelerinin çok üzerinde
trafik taşımaktadırlar. Daha önce ortaya konduğu gibi kilometrelerce
kuyruklar oluşmakta 9 bu da çok büyük zaman kaybı, gereksiz
yakıt tüketilmesi ve çevre kirlenmesine sebebolmaktadır. Boğaz
demiryolu tüpgeçişi Köprülerde yaşanan sorunu çözmeyecektir.
En erken 4-5 sene gerektiren bu projenin bitirilip işletmeye
girmesine kadar İstanbul'da hem araç sayısındaki hızlı artış
hem de her İki yakadaki yerleşmeler durmayacağına göre yaratılan
ek kapasitenin büyük kısmı bu artışlarla kullanılacaktır. Dolayisiyle
şu anda bile kapasitesinin çok üzerinde trafik geçiren bu iki
köprünün üçüncü bir geçiş ile desteklenmesi gerekmektedir.
Diğer yandan, kentin kuzeye doğru gelişmesi,
2. Çevre Yolu yani TEM Otoyolu'nun doygun hale gelmesine yolaçmıştır.
Bu otoyolda sabah ve akşam saatlerinde 15 km'ye varan kuyruklanmalar
olağan hale gelmiştir.Bu bakımdan , Göztepe- Hasdal kesiminde
l.ve 2. Çevre Yollarmın arasında kalan ve HasdaFdan sonra TEM'in
kuzeyine geçerek bu bölgelerde oluşmuş ve planlanmış konut
ve sanayi bölgelerine hizmet etmek üzere üçüncü bir çevre yoluna
ihtiyaç bulunmaktadır. Boğaz demiryolu tüp geçişi'nin TEM Otoyolu'ndaki
trafiğin hafiflemesindeki etkisi çok sınırlı olacaktır. Bu
üçüncü çevre yolunun FSM Köprü'ile irtibatlandırılması mümkün
olmakla birlikte, köprünün kapasitesi buna imkan vermemektedir.
Özetle, istanbul ulaşımının çözümü, geldiği bu
noktada, uzun yıllara matuf çalışmalara bağlıdır. Ayrıca önemli
mali kaynağa ihtiyaç vardır. Trafik durumunun daha da müzminleşmemesi
için uzun zaman ve mali kaynak gerektiren köklü Önlemlerin
devreye girmesine kadar (Boğaz demiryolu tüp geçişi, metro
ve diğer raylı sistem ağının yaygınlaştırılması gibi) , kısa
sürede hizmete girebilecek ancak önemli kapasite artışı getirecek
önlemlere ihtiyaç bulunmaktadır. Bu önlemler, daha Önce sıralanan
uygulaması kolay ve ucuz iyileştirmeler yanında, üçüncü çevre
yolu ve bununla irtibatlandırtılmış, üzerinden hafif raylı
sistemin de geçeceği yeni bir köprüdür. Bu yeni çevreyolu ve
köprünün bir an önce yapımı istanbul'un geleceği için hayati
önem taşımaktadır.
istanbul Boğaz, Haliç ve Marmara denizi İle fiziksel
olarak parçalanmış bir kenttir. Bu durum ulaşım yönünden bazı
olumsuzluklar yaratmakla birlikte, deniz ulaşımı için çok büyük
bir avantaj da getirmektedir. Ancak, bugün için istanbul'da
deniz ulaşımından
İstenilen ölçüde yararlanıldığım söylemek zordur. Yeni iskelelerin
devreye sokulmaları, ulaşım talebine uyumlu gemilerin kullanılarak
sefer sıklıklannın artırılması, ayrıca karayolu sistemleri
ile beslenmesi suretiyle mevcut potansiyelden daha fazla yararlanılarak
deniz taşımasının toplam taşımadaki bugün %3 dolayında olan
payının artırılarak %8-10'a çıkarılması mümkün görülmektedir.
Önemli taşıma kapasitesi olan özel sektörün bu taşımacılıkta
daha etkin rol almaşı mümkündür.
Diğer yandan , istanbul'un karmaşık ulaşım ve
trafik sorunununun çözümü için merkezi bir otoriteye ihtiyaç
bulunmaktadır. Bu kuruluş, bütün taşıma modlarını bünyesinde
toplamaya değil) koordinasyonu sağlamaya ve genel politikaları
saptamaya
yönelik olmalıdır. Zira, çeşitli yönetim ve sistem tarzları
olan kuruluşları bünyesinde toplayan bir örgütlenme , yapım,
bakım ve işletme konulannda uzmanlaşmış kendi İdareleri kadar
başarılı olamazlar. Koordinasyonun başlangıç noktası planlamadın
Bu planlama uyarınca her ulaşım modunun(raylı, deniz, karayolu)
çerçevesİ belirlenmelidir. İdareler, bu plana göre çalışmalarım
yönlendirmelidirler ve sorumluluğunu üstlendikleri tesislerin
yapım, bakım ve işletmesin! yürütmelidirler. Ancak, bütün bu
taşıma modları tek bir kurummuş gibi hizmet sunmalıdırlar.îşte
bu koordinasyonu, yönetiminde koordine edilen kuruluşların
temsilcilerinin de bulunduğu merkezi otorite sağlamalıdır.
Merkezi otorite, ulaşım ile ilgili genel politikaların tespiti
ve planlamanın yanında, hizmetin bütünlüğünün sağlanması, işletmelerin
uyum içinde çalışmaları, taşıma modları arasında zaman ve ücret
tarifelerinin
uyumlaştırılması, modlar arasında aktarmaların kolaylaştırılması
ve çabuklaştırılması, tek bilet uygulaması , kuruluşlar arasında
yardımlaşmalarda öncülük edilmesi gibi hususlarda söz sahibi
olmalıdır. Böylece İstanbullular kentİçi yolculuklannda tek
bir kuruma muhatap olacaklardır. Bu kurum; yönetimde özerk,
kanunla tespit edilmiş mali kaynakları olan bir yapıda olmalıdır.
7. ÜÇÜNCÜ ÇEVRE YOLU VE BOĞAZ GEÇİŞİ
İÇİN EN UYGUN GÜZERGAH
Yukarıda açıklanan sebeplerle , Üçüncü Çevre
Yolu ve bunun bir parçası olan Boğaz Köprüsü, esas olarak bir
kent geçişi olmalıdır. Bu temel Özelliğine göre ;
- Bölgede mevcut diğer ulaşım altyapıları ile
entegrasyonu kolay olmalıdır.
- Mevcut ve gelecekteki trafiği hafifletmedekİ
katkısı mümkün olduğunca fazla olmalı, Metristen İtibaren TEM'in
kuzeyinde oluşmuş konut ve sanayi alanlanna hizmet götürmelidir.
- Kentin gelişmesin! olumlu yönde etkilemelidir.
- Orman ve su havzaları gibi doğal kaynaklar
, tarihi ve kültürel değerler ile çevre üzerindeki olumsuz
etkisi olabildiğince az olmalıdır.
- Kamulaştırma bedeli mümkün mertebe küçük, zemin
durumu iyi inşa , bakım ve işletme maliyeti olabildiğince az
olmalıdır.
- Yoldan yararlananlara imkan oranında düşük
işletme maliyeti getirmelidir.
Üçüncü Çevre Yolu ile Boğaz Geçişi'nden beklentilerden
birisi de, ulusal ve uluslararası transit trafiğe hizmet vermesidir.
Ancak, bu transit trafik şu anda %1-2 dolayında olup ileride
de fazla artış göstermeyeceği söylenebilir. Dolayisiyle esas
beklenti: İstanbul Metropol alanındaki trafiğe , bu arada mevcut
iki köprü üzerindeki trafik sıkışıklığına ek kapasite yaratmasıdır.
İstanbul'un kuzeyinde kent için yaşamsal önemi
olan orman alanları İle su havzaları bulunmaktadır. Bu bakımdan
güzergahın kuzeye fazla kaymaması gerekir. Bunun yanında Boğaz
köprülerim kullananlarca tercih edilebilecek bir uzunlukta
olması , bir başka deyişle bu yolu kullanacakların yolunu mevcut
duruma göre fazla uzatmaması gerekir. Aksi takdirde sürücüler,
daha düşük hızla da olsa mevcut köprüleri tercih ederler. Ayrıca
uzun bağlantılar taşıt işletme maliyetim ve zaman kaybım artırması
bakımından ülke ekonomisine de Önemli yük getirir. Nitekim,
Zinciriİkuyu- Kozyatağı arası Boğaziçi KÖprüsü ve Ankara Afaki
üzerinden 11 km iken, TEM Otoyolu'nun kullanılması halinde
23 km'ye çıkmaktadır. Mesafedeki iki misli artışın ekonomik
maliyeti çok büyüktür.
Diğer yandan, daha önce açıklandığı üzere Üçüncü
Köprü geçişinde ring oluşturmaya iİmkan vermek üzere raylı
geçişin bulunması da öngörülmektedir.
Sıralanan bu temel kriterlere göre. Üçüncü Köprü'nün
mevcut iki köprü arasından geçmesi en uygunu olarak görünmektedir.
Aksi takdirde raylı sistemlerin bütünleşmesine katkısı olmayacaktır.
Böyle bir köprü , konumu itibariyle, bugün mevcut iki köprüyü
kullananlara cazip bir alternatif olacaktır. Aksi takdirde
, yani Üçüncü Köprü'nün FSM Köprüsünün kuzeyinde olması durumunda,
özellikle l.Çevre Yolu'nü ve Boğaz Köprüsünü kullananlar İçin
bir çekiciliği olmayacağı gibi, her iki yakadaki raylı sistemler
ile bağlantısı da zorlaşacaktır.
Üçüncü Çevre Yolu güzergahmın, Avrupa yakasında
halen mevcut olan Hadımköy ve ikitelli Sanayi Bölgeleri ile,
Bahçeşehir, Başakşehir , Esenkent, Boğazköy, Olimpiyat Parkı
,0yak Sitesi gibi konut alanları ve önümüzdeki yıllar İçin
bu bölgelerde planlanan konut alanlarına hizmet vererek TEM
Otoyolu'ndaki trafiği hafifletmesi bakımından bu bölgelerde
TEM Otoyolu'nun kuzeyinden geçmesİ uygun olacaktır. Güzergahın
daha sonra Alibeyköy Baraji'nın güneyine yönelerek HasdaF da
TEM Otoyolu ile birleşip Kağıthane'de Seyrantepe- Piyalepaşa
bağlantısı ile kavşak oluşturarak Zincirikuyu Mezarlığı altından
Amavutköy-Vaniköy arasında yapılacak Üçüncü Köprü'ye ulaşması,
buradan da Tantavi Tüneli yakınındaki bir kavşak ile Altunizade
- Ümraniye bağlantı otoyoluna irtibatlanması ve devammda Ankara
Asfaltı üzerindeki Göztepe kavşağına bağlanması uygun görülmektedir.
Bu geçiş, mevcut dokuya vereceği olumsuzluk , kamulaştırma
ve inşaat bedeli olarak da en uygun çözüm olarak görülmektedir.
Üçüncü Çevre Yolu güzergahmın Asya tarafındaki
bölümünde Ümraniye kavşağı ile TEM Otoyolu'na irtibatlandırılması
, bundan sonra ise TEM'in kuzeyinde oluşan yerleşmelere yakın
olarak , ancak kuzeydeki orman ve su havzalarından mümkün olduğunca
uzaktan olmak üzere , TEM'in kuzeyinden geçirilerek Gebze ve
îzmit'e erişilmesi hedeflenmelidir.
Bu arada her iki yakada kuzey-güney yönünde yapılacak
bağlantılar İle 3.Çevre Yolu'nun 2. ve l.Çevre Yolları'na bağlantıları
sağlanmalıdır. Bu bağlantıların kentteki trafiğin yayılmasında,
dolayisiyle radyal yöndekli ana arterlerdeki trafik tıkanıklıklıklarının
hafifletilmesinde büyük yararı olacaktır.
8. SONUÇ
Yukarıda yapılan açıklamalar göre ,
1- istanbul'da yaşanan nüfus artışının Türkiye
ortalamasınm üzerinde olarak bir süre daha daha devam etmesi
beklenmektedir. Gelişmeler otomobil sahipliğinin hızla artacağını
göstermektedir. Kent çevre bölgelerde planlanan ve bir kısminin
inşaatına başlanan toplu konut alanları ve başka yerleşim ve
sanayi bölgeleri ile yaygınlaşacaktır. Bu büyümelerin sonucu
olarak ulaşım talebi her geçen gün artacaktır. Ulaşım altyapısı
, yönetim ve işletme olarak bu gelişmelere hazırlıklı olunması
gerekmektedir. Bu yöndeki gecikmeler sorunun çözümünü zorlaştıracak
, maliyetleri arttıracaktır.
2- Ulaşım altyapısı iyileştirilirken başta raylı
sistemler olmak Üzere toplu taşımacılığa önem verilmeli, bu
anlayışla raylı sistemler, deniz ve kara taşımacılığına yönelik
altyapı birbiri ile entegre olacak şekilde oluşturulmalıdır.
Bu arada değiştirilemeyecek planlama ve imar kararları ile
Boğazsın her iki tarafında olmak üzere kentin kuzeydeki su
ve orman havzalanna doğru yayılması önlenmelidir.
3- Gelişmeler istanbul için üçüncü bir çevre
yolu İle Boğaz geçişini zorunlu hale getirmiştir, îki köprü
ve bunlara ait çevre yollarındaki trafik tıkanıklıkları çok
büyük ekonomik kayıplara yolaçmaktadır.
4- Üçüncü Çevre Yolu ve Boğaz Geçİşi'nin güzergahı
belirlenirken ana ilke , projenin mevcut iki çevre yolu ve
köprülerdeki tıkanıklıkları hafifletmesi , ayrıca mevcut ulaşım
altyapısına entegrasyon kolaylığı olmalıdır. Bu bakımlardan
mevcut köprüler arasından geçmek en akılcı çözüm olarak görülmektedir.
Böyle bir çevre yolunun Hasdal Kavşağı ile Göztepe kavşağı
arasındaki uzunluğu 21 km olup bütünü ile TEM otoyolunun güneyinde
kalmaktadır. Bu kesimde Levent-Taksim metrosu ile yapımına
başlanan Boğaz tüp demiryolu geçişme , ayrıca dikine bağlantılar
ile l. ve 2.Çevre Yolları'na entegrasyonu kolay, ayrıca
ekonomik olmaktadır. Bunun dışında; Çağlayan - Seyrantepe arasındaki
4 km'lik bağlantı yolu ile, TEM'in kuzeyindeki Hasdal-Hadımköy
arasında yer alan 35 km'lik kesim Üçüncü Çevreyolu'nun (toplam
60 km) diğer parçalarım oluşturmaktadır.
|