|
VECDİ DİKER ÇALIŞMA GRUBU RAPORU
İSTANBUL ULAŞIM SORUNU VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
( VECDİ DİKER ÇALIŞMA GRUBU RAPORUDUR)
İstanbul Ulaşım Sorunu ve Çözüm Önerileri için, Karayolları
Genel Müdürlüğünün kurucusu ve ilk Genel Müdürü merhum Vecdi
DİKER’in sağlığında başlattığı ve Eski Karayolcuların, halen
görevde olan Karayolcuların, zaman zaman da Üniversite, Belediye
ve ilgili bazı kuruluşların temsilcilerinin de iştiraki ile
teşkil olunan Vecdi DİKER Çalışma Grubu’ nun 4 yıldır sürdürdüğü
çalışmalar sonucunda hazırlanan ve Büyükşehir Belediye Başkanlığınca
İ.T.Ü’ne yaptırılan İstanbul Ulaşım Nazım Planı’nın da incelenip
değerlendirilmesiyle oluşturulan görüşler bu raporda belirtilmiştir.
Saygılarımızla arz olunur.
Dr.Müh. H.Tahsin ÖNALP
Bayındırlık Eski Bakanı
Karayolları Eski Genel Müdürü
İSTANBUL ULAŞIM PLANI HAKKINDA GENEL GÖRÜŞLER RAPORU
İstanbul, ticari, ekonomik, finansal, kültürel, eğitim ve sosyal yönden Türkiyenin
en önemli merkezidir. Bu şehirde yürütülen faaliyetler, Türk ekonomisinin
üçte birinden fazlasını temsil etmektedir. Ülkemiz için bu derece hayati
önem taşıyan bu şehrin işlevlerini tam, aksamadan ve en düşük maliyetle yerine
getirebilmesi, ekonomik değerlerin oluşmasına temel olan hareketliliğin rahat
ve kolay bir şekilde sağlanması ile mümkündür.
Diğer taraftan İstanbul, Türkiye’nin dış dünya ile olan
bağlantılarında da başlıca merkezdir. Bu yönü itibarıyla
da şehiriçi ulaşımın rahat ve pürüzsüz olması, dış bağlantıların
daha kolay oluşmasına ve bu bağlantılarla doğrudan ilişkisi
olan ekonomik faaliyetlerin canlılık kazanmasına imkan verecektir.
Ülkemiz için bu kadar önem taşıyan İstanbul’da bugünkü ulaşım
imkanlarının, yukarıda sayılan fonksiyonların rahat, eksiksiz
ve ucuz bir şekilde ifasını sağladığını ifade etmek mümkün
müdür? Gittikçe artan trafik sıkışıklığı, uzayan yolculuk
süreleri, haberlerde her gün izlediğimiz kazalar, söz konusu
ulaşım hizmetlerinin hiç de tatmin edici olmadığının açık
göstergeleridir. Gelişmekte olan şartlar, bu durumun, ileriki
yıllarda daha da ağırlaşacağına işaret etmektedir.
a) İstanbul’un nüfusu, Türkiye ortalamasının % 1.8 civarında
olmasına karşın, her yıl % 4 civarında artmaktadır. Bunun
anlamı, İstanbul’un ülkemizin diğer yörelerinden göç aldığıdır.
Bu göçün ana sebebi, iş bulma ve çalışma imkanına kavuşma
ümididir. Türkiye’nin diğer yörelerinde yeni cazibe merkezleri
oluşturulmadığı veya herkese kendi yerinde iş sağlama şartları
meydana getirilmediği sürece, göçün devam etmesi kaçınılmazdır.
Bu günden başlanıp, tedbirler alınsa dahi, sonuç alınması
zamana bağlı olduğundan, İstanbul uzun yıllar göçe hedef
olmaya devam edecektir.
b) Hareketlilik oranı, ülkelerin gelişmişliğini
gösteren göstergelerden biridir. 1980’li yılların sonlarında
İstanbul’da
kişi başına düşen motorlu araçlarla yolculuk oranı 0.87 iken,
1997’de 1’e yükselmiştir. gelişmiş ülkelerde bu oran 2.5
civarındadır. Türkiye’nin hedefi “ Medeniyet Seviyesi “ ne
erişmek olduğuna göre, ekonomimiz geliştikçe hareketlilik
oranı da gelişmiş ülkeler oranına ulaşıncaya
kadar büyüyecektir. ( Yaya yolculuklar da dikkate
alınınca, hareketlilik oranı 1.54 olmaktadır ).
c) Otomobil sahipliliği oranı da, başka bir gelişmişlik
göstergesidir. Gelişmiş ülkelerde 1000 kişiye düşen motorlu
araç sayısı, 300’den fazla iken, bizde 50 civarındadır. İstanbul’da
ise binde 98’dir. Yine ekonomik gelişmeye paralel olarak
otomobil sahipliliği oranı artacaktır.
Bu gelişmeler ve Türk ekonomisinin son yıllarda
gösterdiği dinamizm de dikkate alındığında, İstanbul’un ulaşım
sorununun, eğer gerekli tedbirlere hemen başvurulmadığı
takdirde, ileriki yıllarda çok daha vahim bir hal alacağı
tabiidir. 1950’li yıllardan itibaren sorunun çözümü için
çeşitli çareler düşünülmüş ve bir kısmı uygulanmış; nazım
imar ve ulaşım planları yapılmış ve fakat sorun, tam bir
çözüme kavuşturulamamıştır. Hizmete sunulan ulaşım tesisleri,
geçici bir dönem için trafiği nisbi bir ferahlığa kavuşturmuşsa
da plan uygulamalarında devamlılık sağlanamadığından veya
getirilen çözümler kapsamlı olmadığından sorun, bir müddet
sonra daha ciddi bir şekilde hissedilmeğe başlanmıştır.
Birinci Boğaziçi Köprüsünün yapımından önceki yıllarda,
mahdut seviyede de olsa ulaşım etüdü yapılmıştır. 1954 yılında
başlatılan bu etüd, 1956 yılında çıkarılan raporla sonuçlanmıştır.
Gelişmelerin ışığı altında 1958, 1963 ve 1967 yıllarında
revize edilen bu etüd, Birinci Boğaziçi Köprüsünün inşaatı
için verilen karara esas teşkil etmiştir.
1965 yılında faaliyete geçen İstanbul Nazım Plan Bürosu,
İstanbul için bir nazım imar planı ve buna bağlı olarak da
ana ulaşım planı hazırlama çalışmalarına başlamış, çalışmalar
1980’li yıllara kadar devam etmiş; o zamanki İmar ve İskan
Bakanlığına bağlı olarak faaliyetini sürdüren bu büro, 1983
yılından itibaren çalışmalarını, İstanbul Büyükşehir Belediyesi
bünyesinde sürdürmüştür. Ancak, bu kuruluşun çalışmaları
da İstanbul’un ulaşım sorununu çözmeye imkan sağlamamıştır.
İstanbul ulaşımıyla ilgili bir başka etüt
de Demiryolları, Limanlar ve Hava Meydanları İnşaat Genel
Müdürlüğü tarafından
1985-87 yılları arasında yaptırılmıştır. Bu etütle, ulaşım
seçeneklerinin belirlenmesi
ve değerlendirilmesi öngörülmüş ve şehir ulaşımındaki sıkışıklığın
giderilmesi için mevcut ulaşım ağı üzerinde yapılacak iyileştirmelerle
yapılacak yeni tesisler belirlenmiş
ve bilhassa demiryolu tüneli ( Boğaz Tüp Tüneli ) ile Levent-Taksim-Yenikapı
Metrosunun yapımı tavsiye edilmiştir.
1988 yılında Belediye adına STFA Temel Mühendislik
Firmasınca bir ulaşım etüdü daha yapılmıştır. Bu etüd
sonucunda çıkan raporda 440 km. 2x2 ve 2x3 bölünmüş yol yapılması
tavsiye edilmiştir.
Görülüyor ki İstanbul’un ulaşım sorununu çözmek için 1950
yılından beri bir dizi çalışma yapılmış, plan üretilmiş ve
fakat soruna köklü bir çözüm getirilememiştir. Çünkü yapılan
etüd ve planlar, yaptıran yönetim işbaşından gidince ya tozlu
raflara kaldırılmış veya mahdut bir uygulamayla yetinilmiştir.
Bugünkü İstanbul Büyükşehir Belediyesi de, İstanbul Teknik
Üniversitesine yeni bir ulaşım planı yaptırmıştır. “ Gelecek
ulaşım ağının temelini yüksek kapasiteli raylı toplu taşıma
sistemleri oluşturmalıdır.” öngörüşüyle hazırlanan bu planda
102 km. metro, 88 km. hafif metro, 97 km. mevcut banliyö
hatları olmak üzere 287 km. lik bir raylı toplu taşıma ağı
öngörülmektedir. Ayrıca, bu ağa, yolculuk taleplerine göre
22 km. lik bir ilave daha yapılabilecek, bu suretle raylı
taşıma ağı 309 km. ye baliğ olacaktır.
Bu planda deniz ulaşımının payı % 2 olarak verilmekte,
karayolu ağında ise pek cüzi bir artış görülmekte, iki seçenekte
45 km., bir seçenekte 113 km. yeni yol yapımı ve her üç seçenekte
de 27.5 km. yolun iyileştirilmesi tavsiye edilmektedir.
Görülüyor ki bu planda, bundan sonra İstanbul ulaşımı için
yapılacak altyapı tesislerinin ağırlığı raylı sistemlere
kaydırılmıştır. Böyle bir düzenleme İstanbul’un ulaşım sorununu
çözmeye yeterli olacak mıdır? Bu sorunun cevabını, planda
belirtilen gelişme projeksiyonlarına ait sayısal değerlere
bakarak verebiliriz.
1996 yılında yapılan etüde göre şehir ulaşımında:
| Özel Oto |
% 19.2 |
| Taksi-Dolmuş |
% 9.4 |
| Servis Araçları |
% 11.5 |
| Otobüs |
% 34.1 |
| Minibüs |
% 19.6 |
| Raylı Sistem |
% 3.2 |
| Deniz Araçları |
% 3 |
paya sahiptir. Yapılan planda ise 2010 yılında
bu dağılımın şu şekilde olması öngörülmektedir:
| Özel Oto, Taksi-Dolmuş |
% 27 |
| Servis Araçları |
% 12 |
| Deniz Araçları |
% 2 |
| Toplu Taşıma Araçları |
% 59 |
Toplu taşıma araçlarının payında % 32’lik bir bölümün raylı sistemle karşılanacağı
düşünülmektedir. Diğer bir deyişle bugün otobüslerle yapılan taşımanın %
32’lik bölümü raylı sistemlere kayacaktır. Özel oto, taksi, dolmuş ve servis
araçlarının payı, oran olarak, hemen hemen aynı kalmaktadır. Böyle olmakla
beraber, motorlu araçlarla yapılan günlük yolculukların 1986 yılındaki 9.3
milyondan 2010 yılında 16.7 milyona çıkacağı hesaplandığından, toplu taşıma
araçları dışında yapılan yolculuk adedi de 3.7 milyondan 6.5 milyona çıkacaktır.
Tabii ki bu projeksiyon, planda öngörülen 309 km. raylı sistemin devreye
girmesi halinde geçerlidir. Aksi halde, 2010 yılı için tahmin edilen
16.7 milyon yolculuğun tamamına yakınının kara vasıtaları ( otobüs, minibüs,
servis araçları, taksi, dolmuş, özel oto ) ile taşınması gerekecektir. Raylı
sistemin devreye girmesi halinde dahi, karayolu araçları ile yapılan yolculuklar,
8.7 milyondan 10.8 milyona çıkacaktır.
Bu rakkamlar da gösteriyor ki planın ana amaçlarından olan
iki husus, bu planla gerçekleştirilememektedir.
a) Toplu ulaşım araçlarının özendirilmesiyle özel oto, taksi
ve dolmuş yolculuklarının azaltılması.
b) Seyirden çekilecek küçük vasıtaların yarattığı trafik
yoğunluğunun ortadan kaldırılması.
Taksi, dolmuş ve özel otolarla yapılacak yolculuklar, (servis vasıtaları da dahil) 2010 yılında 6.5 milyona yükselecektir.
Yani, bu tür yolculuklar, % 74 artmış olacaktır. Buna mukabil,
karayolu ağında kayda değer bir artış veya iyileştirme
öngörülmemesi, trafik sorununu bugünkü boyutlarının da
üstüne çıkaracaktır. Esasen planda 480 km. civarında yolun
kapasitesinin üzerinde trafik taşıyacağına işaret edilmesine
rağmen, durumu düzeltecek tedbirlere planda yer verilmemiştir.
İstanbul’un başta saydığımız işlemleri, büyük
çapta surlar ve Birinci Çevreyolu ile sınırlanan bölge ile
( Avrupa ve Asya yakasında ) iki çevreyolu arasında kalan
Büyükdere Caddesi etrafında yoğunlaşmıştır. Büyük kısmı işyerine
ve
okula gitme şeklinde oluşan yolculukların ( toplam araçlı
yolculukların % 70’i ) çoğu, bu alana yönelmektedir ve trafik
sorunu da daha çok bu bölgede ortaya çıkmaktadır. Planda,
özellikle bu yönlere yönelik küçük araç trafiğini azaltacak
tedbirler pek yoktur. Toplu taşıma araçlarının duraklarından
varılması istenen yerlere kadar ya yürümek veya ikinci bir
vasıtaya binmek gerekeceğinde, bütün yolculuğun özel araç
ile yapılması isteği artacaktır. Bu sebeple İstanbul’un iş
merkezini oluşturan bölgede hem zaman ve hem de mekan bakımında
daha yoğun bir toplu taşıma ağına ihtiyaç vardır. Bu alanın
tarihi yapısı ve
çevreyi koruma kaygıları sebebiyle bu ağ, ancak metro ile
oluşturulabilir. Bölge sınırlarına kadar uzanacak ve planda
öngörülenden daha yoğun bir metro ağı ve metro hatlarının
terminallerinin besleyici ikincil hatları ve “ park and ride
“ düzenlemeleri ile beslenmeleri, tarihi alan içindeki trafik
yoğunluğunu büyük çapta azaltacaktır.
Metro yatırımının ( ve aynı şekilde yüzeysel raylı sistemlerin
) yüksek maliyetli olması ve kaynak bulmaktaki zorluklar
sebebiyle, 2010 yılına kadar öngörülen raylı sistemin oluşturulması
pek muhtemel görülmüyor. Buna mukabil İstanbul’un gelişmesi
ve bağlı olarak hareketliliğin artması tabii bir olgudur.
Diğer bir deyişle ulaşım sorunu, acil tedbirler alınmadığı
taktirde daha da ağırlaşacaktır. Kaynak yetersizliği de dikkate
alınarak en azla en fazlasını yapmak ilkesinden hareketle
sırasıyla aşağıdaki tedbirler alınabilir:
1- Trafik mühendisliği uygulanarak mevcut alt
yapının daha verimli kullanılmasını sağlamak.
Tabii bunun için trafik sorununun bir mühendislik
problemi olduğunu İdarecilerin kabul etmesi gerekir.
2- Mevcut yol ağının, daha iyi hizmet verebilmesi
için gereken kesimlerde iyileştirme yapmak.
3- Mevcut yol ağını genişletmek. Tabii ki genişleme, kent
dokusunun elverdiği ölçüde yapılabilir. Tarihi mekanlarda
mahdut bazı ilaveler yapılmasına mukabil dış alanlarda daha
temel düzenlemeler yapılabilir; yani yeni ve kapasiteli yollar
açılabilir.
4- Raylı taşıma ağının oluşturulması ve yaygınlaştırılmasına
bugünkünden daha hızlı bir tempo ile devam edilmelidir. Metro
yapımında öncelik, yolculukların yöneldiği merkez bölgeye
verilmelidir.
5- İstanbul’da bugünkü toplu taşımanın ana yapısını oluşturan
otobüslerin sayısı kifayetsizdir. Hızla otobüs sayısı arttırılarak
hem sefer ve hem de hat sayısı çoğaltılmalıdır. Bu suretle
hem daha fazla yere ulaşma imkanı sağlanacak ve hem de duraklarda
bekleme zamanı azalacaktır. Servisin iyileştirilmesi, toplu
taşımaya kaymayı teşvik edecek ve hızlandıracaktır. Özellikle,
tek ücretle ve çeşitli taşıma modları arasında aktarmayı
sağlayacak bir düzenleme, bu yönde çok faydalı olacaktır.
6- Boğaz geçiş yolculuklarının oran olarak aynı seviyede
kalmasına rağmen mutlak sayı olarak artacağı bir gerçektir.
Tüp geçit yapılsa dahi geçiş talebini karşılaması, ne hacim
ve ne de mekan bakımından mümkün değildir. Bu sebeple, 3.
Köprünün yapılması kaçınılmazdır. 3. Köprü raylı sistemi
de ihtiva edecektir. Esasen tüp geçişin yapımının uzun zamana
ihtiyaç göstermesi, Boğaz geçişinde ek tedbirlerin alınmasını
gerektirecektir. Karayolları tarafından hazırlanan proje,
incelenince görülecektir ki, 3. Köprü ve bağlantıları, iddia
edildiği gibi, şehir dokusunu ve çevreyi tahrip etmekten
çok uzaktır. Buna mukabil, orta ve uzun vadede ulaşım sorununun
çözümüne önemli katkıda bulanacaktır.
7- İTÜ planında deniz ulaşımı, % 2 seviyesinde öngörülmektedir.
İstanbul Şehri’nin doğu-batı istikametinde Marmara Sahili
ve kuzey-güney doğrultusunda da Boğaziçi boyunca yeraldığı
gözönüne alındığında, bu oran çok düşüktür. Hızlı gemilerin
hizmete konması, bunların yanaşma yerlerinde iç bölgelerden
kolaylıkla ulaşım imkanının sağlanması ve buralarda büyük
park alanlarının tesis edilmesi ile deniz ulaşımının, özellikle
Boğaz geçişini gerektiren hallerde oldukça rağbet göreceğini
tahmin etmek gerçekçi bir yaklaşım olur. Bu şekilde hem deniz
ulaşımının payı arttırılmış ve hem de özel vasıta kullanılması
özendirilmemiş olur.
Yukarıda da bahsedildiği gibi İstanbul’un ulaşım
sorununu çözmek için şimdiye kadar bir dizi çalışma ve plan
yapılmış ve fakat sorun çözülememiştir. Bunun ana sebebi
konuya sahip çıkacak veya çalışmaları koordine edecek bir
örgütün bulunmayışıdır. İstanbul, ülkemiz için o kadar
önemli bir şehirdir ki buradaki aksamalar, bütün Türkiye’yi
etkilemektedir. Bu sebeple, İstanbul’un ulaşım sorununu
sadece bu şehre ait bir konu olmaktan çıkarıp, ülke meselesi
haline getirmek lazımdır. Diğer bir deyişle, devlet İstanbul
sorunlarına el atarak çözümlerine katkıda bulunmalıdır.
Bu bağlamda, ulaşım konusuna sahip çıkacak bir “ İstanbul
Ulaşım İdaresi “ kurulması uygun olacaktır. Bu suretle
kurulan İdare, halen çeşitli kuruluşların yürüttüğü ulaşım
hizmetlerini bir çatı altında toplayabilir veya hiç olmazsa
kordinasyonunda söz sahibi olur. Çözümü, uzun vadeli –
örneğin 20 yıl-bir plana bağlayabilir ve bu plana göre
uygulamaları ya gerçekleştirir veya koordine eder. Devlet,
bu İdarenin kuruluşunda gereken maddi kaynakları sağlayacak
tedbirleri alır, şartları oluşturur. Yapılan planları düzenli
aralıklarla gözden geçirir, gelişmelere
paralel olarak gerekli değişiklikleri yaparak planın statik
ve ihtiyaca cevap vermeyen bir araç olmasını önler.Böyle
bir idarenin kuruluşu, bugüne kadarki uygulamanın bir aksak
tarafını ortadan kaldıracaktır: 1950’den beri sürdürülen
çalışmalarda yapılan planlar her yönetimin kendi görüşüne
göre yönlendirildiğinden, yaptıran yönetimin işbaşından ayrılmasıyla
ya uygulamadan kaldırılmış veya kısmen uygulanmıştır. Bu
sebeple de planların tamamından beklenen hedeflere ulaşılamamış,
devamlılık sağlanamamış ve kopukluklar meydana gelmiştir.
İstanbul şehri, ülkemiz için bu kadar önemli olduğuna göre,
sorunları da Devlet sorunu olarak kabul edilmeli ve yine
Devletin kuracağı veya yönlendireceği özerk bir örgüt eliyle
bu sorunlara çözüm getirilmelidir.
Bu açıklamaları özetlersek: İstanbul Şehrinin
ulaşım sorununu çözmek için her ulaşım türünün katkısını
dikkate almak ve
geliştirmek gereklidir. İTÜ’nün hazırladığı ulaşım planında
belirtildiği gibi raylı sisteme ağırlık vermek esas itibarıyla
ve uzun vadede doğrudur. Ancak, raylı sistemlerin gerçekleşmesi
için büyük kaynaklara ve zamana ihtiyaç duyulduğundan, kısa
ve orta vadeli çözümlere ihtiyaç
vardır. Bu da ancak mevcut altyapının daha verimli kullanılmasını
sağlayacak düzenlemelere yönelmekle ve raylı sistemlere nazaran
hem maliyet ve hem de yapım süresi yönünden daha mütevazi
talep gerektiren karayolu ağını genişletmekle mümkün olabilir.
Ayrıca, bu yollar üzerinde seyreden ve bugün için dahi yetersiz
kalan otobüs parkını büyütmek zarureti vardır. Bu vesileyle
bir daha belirtmek isteriz ki ulaşım modları birbirinin rakibi
değil, bilakis tamamlayıcısıdır. Bu noktadan
hareketle, 3. Çevreyolu ve Raylı Sistemli Köprünün inşaası,
ucuzluğu, kolaylığı ve çabukluğu nedeniyle bir an önce devreye
sokulmalıdır.
Metro ağını, öncelikle şehrin merkezi iş bölgesinde oluşturmaya
başlamak ve bu bölgede, uzun vadede, yolculuk hedeflerine
varmak için yürümeyi en aza indirecek veya ikinci bir vasıta
kullanmayı gerektirmeyecek yoğunluğa eriştirmek gerekir ki,
özel araç kullanımı tercih edilmesin.
İTÜ planında, İstanbul’un ulaşım ihtiyacının karşılanmasında
deniz ulaşımının payı, çok düşüktür. Marmara sahili ve Boğaziçi
boyunca uzanan İstanbul’da eğer gerekli düzenlemeler yapılabilirse,
toplam ulaşım içinde deniz ulaşımının payının çok daha büyük
orana erişmesi mümkündür.
Nihayet, İstanbul’un ulaşım sorunlarına sahip çıkacak,
çeşitli kuruluşların ulaşım çalışmalarını üstlenecek veya
koordine edecek ve bu suretle uygulamalarda devamlılığı sağlayacak
merkezi bir örgüte ihtiyaç vardır. Bu örgüt, devlet desteği
ile oluşturulmalı ve özerk olmalıdır. Yerel idarelerin kopuk
ve yetersiz projeleri ile sorunlara çözüm bulmak zordur.
Devlet, İstanbul’un
ulaşım ve diğer sorunlarını çözme sorumluluğunu üstlenmelidir.
EKLER
EK-1: İ.T.Ü. İSTANBUL ULAŞIM PLANI SONUÇLAR
BÖLÜMÜ İNCELEMESİ.1.
EK-2: İ.T.Ü İSTANBUL ULAŞIM PLANI SONUÇLAR
BÖLÜMÜ İNCELEMESİ.2.
EK-3: 1985-1987 TÜP GEÇİŞ-YENİKAPI-LEVENT
METROSU İLE 1988 ULAŞIM NAZIM PLANI
KARŞILAŞTIRMASI, NETİCELER.
EK-4: İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR ULAŞIM NAZIM PLANI
RAPORUNDA ÖNGÖRÜLEN KARAYOLU
FAALİYETLERİ
EK-5: İ.T.Ü. ULAŞIM PLANI, “TABLO 4.6” : 2010 YILI
ULAŞTIRMA SİSTEMİ SEÇENEKLERİ.
EK-6: VECDİ DİKER ÇALIŞMA GRUBUNCA İSTANBUL’DA
YAPILMASI GEREKLİ GÖRÜLEN YENİ YOLLAR VE
İYİLEŞTİRİLMESİ ÖNGÖRÜLEN YOLLAR ( Ana Arter
nitelikli )
EK-7: ULAŞIM SİSTEMLERİNİN ENTEGRASYONU İÇİN VECDİ DİKER
ÇALIŞMA GRUBUNCA İSTANBUL’DA YAPILMASI GEREKLİ GÖRÜLEN METRO
VE HAFİF
RAYLI SİSTEMLER.
EK-8: İ.T.Ü. ULAŞIM PLANINDA ÖNGÖRÜLEN RAYLI
SİSTEMLERİN YATIRIM MALİYETLERİ YAKLAŞIK
DEĞERLENDİRMESİ.
EK-8.a: RAYLI SİSTEMLERİN MALİYETLERİ
EK-9: VECDİ DİKER ÇALIŞMA GRUBUNCA İSTANBUL
ULAŞIM ETÜDÜNDE ÖNGÖRÜLEN SİSTEMİN
GERÇEKLEŞTİRİLMESİ İÇİN GEREKLİ FİNANSMAN
KAYNAKLARI
EK-10: VECDİ DİKER ÇALIŞMA GRUBUNCA ÖNERİLEN
İSTANBUL ULAŞIM YÖNETİMİ
EK-11: İSTANBUL ULAŞIM HİZMETLERİ ÖRGÜT VE
GÖREVLERİ
EK-11.a: İLÇE ULAŞIM HİZMETLERİ GRUBU
EK-12: VECDİ DİKER ÇALIŞMA GRUBUNUN 3. BOĞAZİÇİ
KÖPRÜSÜ VE ÇEVREYOLU PROJESİNE BAKIŞI
EK-13: İ.T.Ü. TARAFINDAN HAZIRLANAN İSTANBUL ANA
ULAŞIM PLANI “ SONUÇLAR “ BÖLÜMÜ
İTÜ İSTANBUL ULAŞIM PLANI SONUÇLAR BÖLÜMÜ İNCELEMESİ.1
Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından İTÜ’ne yaptırılan
ulaşım planı 1998 Mayıs ayında tamamlanmıştır. EK (13) verilen
raporun 5. Sonuçlar bölümünde görülebileceği gibi ( Sayfa
5-8)
- İstanbul ulaşım planı olarak başlıca raylı
sistem önerilmektedir.
102 km. metro
88 km. hafif metro
97 km. mevcut banliyö
287 km.
22 km yolculuk taleplerine göre ilave
309 km.
- Deniz ulaşımının payı olarak % 2’yi geçmediğinden önemsiz
bulunmaktadır.
- Yol ağı olarak da raporun sayfa 5-15 ‘inde şu bilgi verilmektedir.
SEÇENEKLER
| |
III |
IV |
IX |
| Yeni yol uzunluğu (km.) |
45 |
45 |
113 |
| İyileştirilen yol uzunluğu (km.) |
27.5 |
27.5 |
27.5 |
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından hazırlatılan
1988 tarihli İstanbul Ulaşım Raporu Planında ise Karayoluna
öncelik verilmiştir. Ek-1a’da verilen raporun konuları bu
hususu açıklayan belgedir. Nitekim; 6- Nazım Plana Esas Olacak
Temel Alternatif (2005)’de görüleceği üzere birinci öncelikle
6.1- Karayolu Şebekesi 6.1.1 Ekspres ve Otoyollar başta ele
alınmaktadır.
1988’de yapılan İstanbul Ulaşım Planında, 440 km. 2x2,
2x3 yol yapılması, ayrıca BE-SA diye adlandırılan otoyol
projesi önerilmiştir.
1998 Ulaşım Planında ise yukarıda görüldüğü gibi başlıca
raylı sistem önerilmektedir. İki rapor arasındaki bu önemli
farklılığı vurgulamak istiyoruz.
Toplu taşıma bütün dünyada desteklenmektedir.
Fakat hiçbir şehirde sadece raylı sisteme öncelik veren bir
ulaşım planı
yapılmamıştır.
Bugün gelişmiş ülkelerde otomobil sahipliliği
1000’de 400-450 civarındadır. Bİzde ise 1000’de 98’dir.
İstanbul’da mevcut otomobil adedi 900 000 iken 2010 yılında 2 500 000 olması
beklenmektedir. Bugün yetersiz olan yol ağı, yarın tıkanacaktır. İTÜ Ulaşım
raporundaki bütün bilgiler ve 2010 yılı tahminleri, Karayolu ulaşımının önemini
ve geliştirilmesi gerektiğini ortaya koymasına rağmen çözüm aranmamıştır.
Toplu taşıma, tek kişi taşıyan otomobil yolcusunu dolmuşa
bindirerek, minibüsü kullandırarak, otobüsten istifade etmesini
sağlayarak, bu yolcuyu evinden işine, yeterli konforda, uygun
zaman ve ücretle götürebilmekle sağlanmaktadır.
Bilhassa gelişmekte olan ülkelerde öncelikle çok iyi bir
otobüs işletmesi, besleyici minibüse yer verilmesi, dolmuşun
engellenmemesi çok önemli hizmetler olarak düşünülmektedir.
İstanbul’da gelişen, hareketleri sağlayan, dünyada başarı
olarak kabul edilen bu sistemin gelecekte iyi hizmet verebilmesi
için yol ağının geliştirilmesi lazımdır. Geçmişte büyük gayretlerle
yapılan Vatan, Millet Caddeleri, Sahil Yolları, Barbaros
Bulvarı, Çevreyolları ve bağlantıları gibi yapılabilecek
yeni yolların bilhassa 3. Çevreyolunun teşviki gerekirken,
İTÜ Raporunda yol ağına önem verilmemesi sadece raylı sisteme
önem verilmesi doğru değildir.
Şehrin çok yolcusu olan koridorlarında yüzeyde yer kalmayınca
yer altına inerek metro yapmak, çok pahalı olan bu sistemi
finanse edecek şartlar bulunduğunda desteklenmelidir. Ancak
bu çözümler, birkaç koridoru rahatlatmaktan ibarettir. İstanbul
ulaşım sorunlarının bütününü çözmek değildir.
DLH tarafından hazırlanan Boğaz Tüp Geçişi
Projesinde, Söğütlüçeşme - Yenikapı arasında yer alan yaklaşık
13 km.
lik tünelin (tüp dahil) devamında, mevcut Haydarpaşa - Gebze
ve Sirkeci - Halkalı banliyö hatları açık metro haline dönüştürülmektedir.
3 hat olarak yeniden tanzim edilen bu güzergah yüksek kapasiteli
metroya dönüştürülürken mevcut banliyö sistemi iptal edilmektedir.
Bu kadar yüksek kapasiteli bir metro sistemine yolcu temin
etmek üzere bu hat üzerinde 17 ayrı noktadan kuzey-güney
doğrultusunda besleme hatları oluşturulması gereği, işin
sahibi durumunda olan DLH tarafından ifade edilmiştir. Bahis
konusu güzergahta, zaten tamamiyle yoğun durumda
olan yerleşim düzeni içinde bu bağlantıların yapılması mümkün
görülmemektedir.
Bu konuda yapılabilecek en doğru uygulama; mevcut banliyö
sistemini muhafaza etmek, tüp geçişin devamındaki metro hattını,
Sögütlüçeşme’den itibaren daha kuzeye kaydırarak (tamamiyle
yeraltı olarak) mevcut banliyö hattına paralel ve yerleşimin
ekseninde bir hat olarak ilk etapta Bostancı’ya kadar götürmektir.
Avrupa yakasında ise; Yenikapı İstasyonundan itibaren (tamamen
yeraltı olarak) Aksaray - Millet Caddesi – Topkapı – Davutpaşa
–Bahçelievler – Güneşli – Sefaköy - K.Çekmece Gölü Geçişi
-Esenyurt - Beylikdüzü güzergahı takip edilerek yaklaşık
3 milyon insanın oturduğu alanın ortasında bir metro hattı
oluşturulmalıdır. Avrupa yakasındaki banliyö hattı da aynen
muhafaza edilmelidir. Bu takdirde yeni bağlantı hatları yapmaya
gerek kalmadan, yoğun yerleşim alanlarının aksında, büyük
kapasite ile çalışabilecek bir metro hattı teşkil edilmiş
ve Boğaz Tüp Tüneli ile bütünlüğü de sağlanmış olacaktır.
Metrodan istifade edecek kimseler, o koridorda hareket
eden yolculardır ve sınırlıdır.
Otomobil yolcuları ise evinden hareketle iş yerine gitmektedir.
Otomobili kullanmadığı taktirde, evinden metroya ulaşmak
için bir vasıta, işyerine gitmek için indiği metro istasyonundan
tekrar bir vasıtaya binecekse, bilhassa kış günlerinde duraklarda
bekleyerek, yapılacak bu yolculuk zor olur, istenmez.
Otomobil sahiplerinden büyük bir kısmı işyerine otomobille
gitmek isteyecektir. Dünya anketlerinde, şehir ulaşım etüdü
anketlerinde, çok az otomobil yolcusunun toplu taşımaya geçtiği
görülmüştür.
Şu halde, toplu taşıma karayolu araçları olarak otobüs,
minibüs hatta dolmuşlar ve olağan ticari taşıtlar ile otomobillerini
kullanmak ihtiyacında olan yolcular için şehir karayolu ulaşım
ağını geliştirmek lazımdır. Gelecekte her ailenin bir arabası
olacak ve geliri yüksek olanlar otomobillerini kullanmakta
ısrarlı olacaktır.
“ Köprüye Hayır “ sloganıyla başlayan bir
görüş amblem yapılmış, 28 seneden beri, bu görüşe sempatisi
olanların
da desteği ile “ Köprü “ kelimesi içinde kalarak “ Hayır
“ eylemlerini yapagelmişlerdir.Konu Çevreyoludur, bir karayolu
ulaşım ağıdır. İki kıtadan gelen Devlet Yollarımızın İstanbul’da,
Çevreyolları ile buluşmasıdır.
Bütün dünyada bu bağlantılar şehri çevreleyerek, çevreyolu
olarak yapılır, şehri katetmez. Bizde çevreyolunun birçok
köprüsü yanında, Boğazı geçmek için de bir Boğaz Köprüsü
vardır. Sistem çevreyoludur. Kimse çevreyolu gereksizdir,
yararlı değildir, dememiştir, diyemez ama ne yazık ki biri
Köprüye Hayır dediği için bugünlere bu sloganla gelinmiştir.
Birinci Çevreyolundan sonra TEM Otoyolunun da şehri çevreleyerek
geçmesi için 2. Çevreyolu ve tabiidir ki, ikinci Boğaz Köprüsü
yapılmıştır. Ona da Hayır denmiştir.
Bugün şehir ulaşım ihtiyacı olarak, çok trafik taşıyan,
herkes tarafından tercih edilen çevreyolları dolmuştur. Günde
360 000 taşıt geçmektedir. Normal kapasite 110 000 iken yoğun
pik saatler 24 saate yayılarak zorunlu ihtiyaç karşılanmaktadır.
Ancak yoğun saatlerde çevreyolunda kuyruklar oluşmakta ve
Kadıköy’den-Barbaros Bulvarına 15 dakikada gitmek mümkünken
60 dakika gerekmekte, zaman kaybı, yakıt kaybı gibi giderler
2 (Köprü) x 2 (Yön) x 4 (saat) x 4000 (tekyön) x 4 $ (kayıp)
= 256.000 ABD Doları.
Yılda 365 x 256.000 = 93.440.000 $ olmaktadır.
2 – 3 yıllık kayıplarla bir köprü; 4 yıllık kayıplarla
25 km. lik bir çevreyolu yapılabilmektedir.
Her gün bir saate yakın kayıplarla çevreyolunda dur-kalkla
ilerleyen trafik içinde günlük enerjisinin bir kısmını kullanan
otomobil yolcusu, geçiş ücreti olarak 500.000,-TL ödeyerek
yatırım gidereklerini karşılamakta, devlet bir yük almamaktadır.
Üçüncü çevreyolunu yapmamak, bu hizmetin verilmesine engel
olmak, sakat bir tutumdur.
Konu şöyle özetlenebilir;
Toplu Taşıma desteklenmelidir. Öncelikle karayolu
toplu taşıma araçları teşvik edilmeli, karayolu ağı geliştirilerek
toplu taşımaya özel şerit tahsis ederek, otobüs işletmeleri
en ehil ellerde en verimli tarzda işletilerek, desteklenmelidir.
Raylı sistemler, yoğun yolcusu olan karayollarında tek yönde 20.000’den fazla
yolcu olduğunda hafif metro- metro yapılabilir. Ancak finansman zorluğu ve
işletme maliyetlerinin yüksekliği önemle incelenmelidir.Dünyada ticari faaliyet
yapan, yatırımını geriye ödeyen, kar eden metro bulunmamaktadır.
Yukarıda açıklanan fevkalade önemli ve uluslararası kabul
gören doğru görüşleri kaale almadan, yalnız raylı sistem
yapılarak, karayolu ulaşımını geliştirmeye önem vermemek,
hiçbir ölçüye ve görüşe sığdırılamaz.
Belediye, İTÜ ve diğer karayoluna hayır diyenlerin en kısa
zamanda bu yanlışı düzeltmelerini temenni ederiz.
Aksi halde bütün kamuoyuna bu hata açık seçik
olarak anlatılmalıdır.
İSTANBUL ULAŞIM PLANI “ SONUÇLAR”
BÖLÜMÜ İNCELEMESİ.2 İlkeler ve Politikalar ( Sayfa 5/5)
Aşağıda İTÜ görüşü aynen alınarak, analiz edilmiş ve kritiği yapılmıştır.
RAPOR
a) Toplu taşıma sistemleri hizmet düzeylerinin ve kapasitelerinin
geliştirilmesi ve kullanımının özendirilmesi ilkesinin
benimsenmesi doğru ve gereklidir. Ancak otomobil sahipliliği
artmaya devam edeceğine göre bunlar için yeni yollar açılması
yaklaşımı benimsendiği taktirde “ İstanbul’un ulaşım sorunları
uzun dönemde içinden çıkılmaz bir duruma geleceği gibi
kentin doğal ve tarihsel yapısı onarılamaz biçimde bozulacaktır.
“ denilmektedir. Bu hüküm ve uygulaması yanlıştır. İstanbul’un
yol şebekesi halen yetersizdir ve yakın gelecekte önlem
alınmazsa büyük ve önemli kısımları tıkanacaktır. Bugün
dahi yetersiz olan bu yol ve otoyol ağını yeterli hale
getirmek gerekirken ve mümkün olabilecek bir çok çözüm
varken;
Artık yol yapılmamalıdır demek teknik ve doğru bir
iddia değildir.
İstanbul’daki otomobil adedi, 2010’da 900.000’den 2.500.000’e
çıkacağı tahmin edilirken motorlu taşıtlarla yolculuk 4.3
milyondan 16.7 milyona çıkması öngörülürken
b) Bu şartlara rağmen 2x2 ve 2x3 şeritli yüksek kapasiteli
karayolu ve otoyolu yapılmamalıdır demek yanlıştır. “ Gelecekteki
ulaşım ağının temelini sadece yüksek kapasiteli raylı toplu
taşıma sistemleri oluşturmaktadır. “ kararı tartışılacaktır.
Raylı sistemler ancak karayolu ulaştırmasında ve toplu ulaşımda
yapılacak hizmetlerin bittiği, yetersiz kaldığı hallerde
devreye girebilir. Doğrusu bütün sistemlerin geliştirilmesi
ve entegrasyonudur.
Bütün sistemler geliştirilmelidir.
c) Otobüs, minibüs işletmeleri besleyici olduğu
kadar, ana arterlerde de çalıştırılmalıdır. Dünyada otobüsü
çok iyi
kullanan ve ulaşım sorunlarını çözen birçok şehir örneği
verilebilir. ( Curtiba gibi )
Washington D.C. 1976’da pik
saatlerde 2700 otobüs
diğer zamanlarda 1200 otobüs çalıştırarak bir milyona yaklaşan
D.C. merkez için yeterli olan otobüs işletmesini sağlamışlardır.
d) Deniz ulaşımının İstanbul gibi denizle çevreli bir şehirde
büyük hizmetler verebileceği umut edilmiştir. Ancak, çevreyolları
ve Boğaziçi tüp geçişi projesi bu ihtiyaçları çok kısa zamanda
özümlediği için deniz ulaşımı % 1-2 mertebesinde kalmaktadır.
e) Raporda sadece “ İlçe Belediyeleri ya da değişik kuruluşlar
tarafından önerilen tekil toplu taşıma projeleri bir sistem
bütünlüğü içerisinde ele alınmıştır.” denmektedir. Halbuki
ilçeler bir milyon civarında nüfusları ve bilhassa deniz
kıyısı boyunca uydu şehirler gibi sıralanışı düşünülürse,
kendi içinde ulaşım planları yaparak geleceğin sorunlarını
çözmeleri ise diğer ilçelerle bağlantıları büyükşehirle halletmeleri
çok önemli bir çalışma, görev konusu olarak vurgulanması
gerekirdi.
f) Raporda;
1- Toplu taşıma sistemlerinin aşamalı olarak
gerçekleştirilmesi süresi sırasında, mevcut talepleri karşılamak
üzere,
2- Otobüs sisteminin hizmet düzeyi iyileştirilerek
mevcut sistem kapasitesinin en verimli bir biçimde kullanılmasını
sağlayacak işletme önlemleri alınmak ve gerekli yerlerde
yeni kapasiteler yaratmalıdır.
Yukarıda Rapor cümlesi ikiye ayrılarak yazılmıştır. İkinci
kısmını bütün İstanbul için ısrarla öneriyoruz; sadece “
raylı sistemlerin aşamalı olarak gerçekleştirilmesi sürecinde
ve raylı sistem koridorlarında değil “
Bütün şehirde otobüs sisteminin hizmet düzeyini iyileştirmek,
mevcut sistem kapasitesinin arttırılmasını sağlayacak işletim
önlemleri almak ve gerekli yerlerde yeni kapasiteler yaratmak
Ulaşım Planının Birinci Hedefi olmalıdır.
g) Yol yapılmasını istemeyenler, doğru olmayan, iddialı
bir görüşle,
1. Kentin doğal ve tarihi yapısını tahrip etmesi
2. Yeni
ulaşım sorunları yaratması sebebiyle yeni yollar yapılması
uygun bir çözüm değildir; demektedirler.
İstanbul’da 1950’den sonra açılan yeni arterleri
sıralarsak: Vatan, Millet Caddeleri, sahil yolları, Barbaros
Bulvarı, Taksim-Şişhane Yolu, 1. ve 2. Çevreyolları ve
bağlantıları. Bunlar sayesinde İstanbul bugün yaşayabilmektedir.
“ Yeni yolların yapılması uygun değildir“ nasıl düşünülebilmektedir ?
Yarım asırda dar bütçe imkanları ile bu yollar ancak yapılabilmiştir.
Bugün daha müsait finansman şartları içinde benzer yol
hizmetleri gerçekleştirilebilir. Bilhassa yeni yerleşim bölgelerinde
2x2, 2x3 kapasiteli yollara ve ilçeler arası otoyollara fevkalade
ihtiyaç vardır.
h) “ Kısa ve orta vadede mevcut yolların daha etkin kullanılması
için düşük maliyetli trafik mühendisliği önlemleri alınmalıdır
“, görüşü çok doğrudur. Ancak bu hizmetlerin gelişmiş ülkelerde
yapıldığı gibi uzman yeterli kadrolarla ele alınması gereklidir.
i) Hızlı ve konforlu ( pik olmayan saatlerde)
raylı sistemlerinin otomobil sahipleri tarafından
kullanılması için ( park and ride ) yerleri
planlanması düşünülebilir ama yararlanma çok az
olabilmektedir.
j) Kentin merkez bölgelerinin çevresinde ve
radyal ana yollar içerisinde büyük otopark kapasiteleri yaratılarak
özel otomobil
sahiplerinin buralarda yapacakları aktarmalarla toplu taşıma
araçlarına kaydırılması özendirilmelidir, görüşü bütün şehir
için gereklidir. Çevreyolları, karayolu ana arterleri ile
istedikleri yere gidebilecek otomobil sahiplerinin arabalarını
park edecek yere bırakabilmeleri halinde, yollarda park edilmesi
önlenirse hem yol kapasiteleri artar, hem otopark bulunur.
Otomobil sahibi park parası ödeyerek otomobilin yüksek masraflarına
katlanarak, istediği yere gitmek mecburiyetinde, ihtiyacında
veya arzusunda ise buna imkan verilmesi düşünülmelidir.
NETİCE
:
Ne yalnız her şey otomobil için, ne yalnız her şey metro-raylı
sistemler içindir. Dengeli ihtiyaçlara ve imkanlara göre
karayolu ve raylı sistemler yapılmalıdır. Sadece 300 km.
raylı sistem şebekesi yapmak 12 milyar $ yatırım gücü bulmak
gerçekçi olmayan, dünyada örneği bulunmayan bir istektir.
Yüzeyde yer kalmayınca, yer yüzündeki motorlu araç imkanları
kifayetsiz hale geldiği zaman yerin altına inilmesi kaçınılmaz
hale gelir. Yerüstü yol yapımını vakit geçirmeden, yer varken,
metroya nazaran çok düşük inşaat maliyeti içinde yapmak ve
finans gücünü bu yönde kullanmak gereklidir. Yüzeyde yer
kalmayınca nasıl olsa yeraltına inilecektir.
2010 yılında 16.7 milyon yolculuk motorlu araçlarla yapılacaktır.
Bunun % 28,4’ü otomobil, taksi ve dolmuşla yapıldığına göre
4,7 milyon yolculuk özel taşıma olmaktadır. 1997 ‘de ise
bu rakkamlar sırasıyla 9.3 milyon, toplam yolculuğun % 28.6’sı
ve 2.7 milyon yolculuk otomobil, taksi ve dolmuşlarla yapılmaktadır.
2010 arası 4.7 = 1.74 olmaktadır.
1997 2.7
2010 yılı kabullerinde özel otomobil, taksi,
dolmuş ile yapılan yolculukların % 74 arttığı düşünülmektedir.
Halbuki nüfus artışı ve otomobil sahipliliği
yükselişi ile 1997’de 980.000 olan otomobil sayısını 2010’da
2.500.000
adede çıkarmakta 2.500.000 = 2.55 % 155
oranında artış olmaktadır.
980.000
Kabul % 74 artış, tahmini % 155, iki mislinden fazladır.
Bu sonuçlar rapora girmiş olmasına rağmen Karayolu Ulaştırmasında
yeni ve iyileştirilecek yol boyu olarak şu bilgi verilmektedir.
SEÇENEK
| |
III
|
IV
|
IX
|
| Yeni yol uzunluğu (km.) |
45
|
45
|
113
|
| İyileştirilen yol uzunluğu (km.) |
27.5
|
27.5
|
27.5
|
İyileştirilen yolların kapasite artışı yoksa
kaale alınmamalıdır. Artan trafik için sadece 45 km.-yol
yapılması
son (IX) seçenekte ise 113 km. düşünülmektedir. Ulaşım modeline
göre 3359 km. lik mevcut yol ağına nazaran, bir gelişme
söz konusu olmamaktadır.
2010 yılında 445-461 km. yolda hacim/kapasite oranı birin
üzerinde görülmesine rağmen gelişme öngörülmemektedir.
1988 yılında Belediyece STFA Temel Mühendislik Firmasına
yaptırılan ulaşım etüdünde 440 km. 2x2 ve 2x3 şeritli bölünmüş
yol yapılması öngörülmüştü. 1988’de, 10 sene evvel 440 km.
gerekirken, 1998’de teklif edilen 45 km. olmaktadır.
Raporun 5/15 sahifesinde yolların tıkanacağı, yolculuk
sürelerinin artacağı, hızların düşeceği açıklamasına rağmen
dokuzuncu son seçenekte 113 km. lik yeni yol ek olarak 480
km. yolun kapasitesinin arttırılması gerektiği yazılmaktadır.
480 km. yolun listesi verilmemiştir. Herhangi bir kapasite
artıcı çalışma hakkında bilgi bulunmamaktadır.
Ulaşım Sistemi Seçenekleri ve Sonuçlar:
2010 yılında yolculukların özel servis ve toplu taşıma
sistemlerine dağılmasında bir değişiklik beklenmemektedir.
Yolculukların % 27’si özel araç ve taksilerle,
%12’si servis araçları ile,
% 61’i toplu taşıma araçları ile yapılmaktadır.
1997 yılı değerleri ise şöyledir:
% 19.2’si özel otomobillerle
% 9.2’si taksi ve dolmuşlarla
+
% 28.4
% 11.5 servis araçları ile
% 34.1 otobüslerle
% 19.6 minibüslerle
% 6.2 raylı sistem ve deniz araçları ile.
NETİCE:
Raylı sistemin geliştirilmesi sonucu % 3’den,
% 32’ye, yükselmekte
Otobüs yolcu-km.si % 35’den % 14.4’e düşmekte,
Minibüs ise % 16.3’den % 5.5’e düşmektedir.
Deniz ulaşımı % 1’de geliştirilemiyor.
Görüldüğü gibi toplu ulaşımda otobüs ve minibüsle % 51.3’den
% 19.9’a % 31.4 azalırken raylı sistemlerde % 3’den % 32’ye
çıkarak, % 29 artmaktadır. Böyle bir hedef; toplu ulaşım
türünde otobüs ve minibüsten, metro-raylı sisteme geçişin
müdafaası zordur.
Şehirlerde, bilhassa nüfus bir milyonu aştığı taktirde,
her türlü ulaşım türünden azami yararlanma hedeftir. Dünyadaki
örnekler de bunu göstermektedir.
Bilindiği gibi yaya hareketleri mesafe uzayınca, arabaya,
otomobile intikal eder. Otomobil yolculukları artınca, minibüs
ve otobüs hatları tesis etme imkanı doğar ve şehirler bu
taşıt türleriyle yolculuklarını yaparlar.
Büyük şehirlerde, merkezlerde hareketler yoğunlaşınca,
yerleşme yoğun ve aralıksız olunca bazı koridorlarda yolculuklar
artarsa mecburen yükseltilmiş yol (Köprü üstünde) hafif metro
veya yeraltında metro yapmak gerekir.
Pek tabii bu sıralamada büyük etken yolculuk adedi ve yatırım
miktarıdır.
Bütün dünyada bu basit gelişme kuralları uygulanırken,
otomobil istemiyoruz, minibüs, dolmuşu da azaltacağız, yolculukları
yeraltından raylı sistemle yapacağız, derseniz yanlış olur.
Yakınımızda Avrupa şehirlerini incelediğimizde her bir yolculuğa
imkan sağlandığını görebilirsiniz. Almanya bütün şehirlerinde
ulaşım sorununu çözmek için 1965 – 1975 yıllarında otomobile
her türlü hareket imkanı sağladığı gibi, otobüs, tramvay
işletmelerini muhafaza etmiş veya geliştirmiş, demiryolu
bağlantılarını şehir merkezine kadar, yüzeysel veya metro
olarak getirmiştir. Her tür ulaşımı geliştirmiştir.
Netice olarak şunu önerebiliriz.
HER TÜR ULAŞIMIN DENGELİ OLARAK GELİŞTİRİLMESİ HEPİMİZİN
MÜŞTEREK HEDEFİ OLMALIDIR.
EK-2a
1988 İSTANBUL ULAŞIM NAZIM PLANI KONULARI
5. 2005 ULAŞIM SORUNLARI
5.1. 2005 OTO SAHİPLİLİĞİ
5.2. HAREKETLİLİK ORANLARI
5.3. 2005 YOLCULUK TABLOLARI
5.4. BOĞAZ GEÇİŞİ
6. NAZIM PLANA ESAS OLACAK TEMEL ALTERNATİF (2005)
6.1. KARAYOLU ŞEBEKESİ
6.1.1. Ekspress ve Otoyollar
6.1.2. 1. Derece Yollar
6.1.3. 2. Derece Yollar
6.1.4. 3. Derece Yollar
6.2. TOPLUTAŞIN ŞEBEKESİ VE TOPLUTAŞIN SİSTEMİ
6.2.1 Terminal ve Transfer Noktaları
6.2.2 Karayolu Toplutaşın Sistemi
6.2.3 Demiryolu Sistemi
6.2.4 Denizyolu Sistemi
6.3. ŞEHİRLERARASI ULAŞIM
6.4. OTOPARK POLİTİKASI
6.5. HİZMET ALANLARI
6.6. BÖLGELER VE HİZMET DÜZEYLERİ
7. BÜYÜK PROJELER-DİĞER ALTERNATİFLER
7.1. III. BOĞAZ KÖPRÜSÜ VE BE-SA OTOYOL PROJESİ
7.2. BOĞAZİÇİ OTOYOL TÜNELİ
7.3. BE-SA OTOYOLU, III. KÖPRÜ VE BOĞAZİÇİ OTOYOL
TÜNELİ
8. ALTERNATİFLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ
8.1. SEYAHAT SAYILARI VE TÜREL DAĞILIM
8.2. ÖZEL ULAŞIM SİSTEMİ
8.3. TOPLUTAŞIN SİSTEMİ
8.4. SEÇİLMİŞ YOLLARDA VE PERDE HATLARINDAKİ DEĞERLER
8.5. SONUÇ VE ÖNERİLER
9. ÇEVRE ETÜDÜ
9.1. İSTANBUL ULAŞIM NAZIM PLANI
ALTERNATİFLERİNİN GELİŞMEYE VE ÇEVREYE
ETKİLERİ
9.2. HAVA KİRLİLİĞİ
9.2.1. Başlıca Kirleticiler
9.2.2. Havanın Niteliği ile İlgili Standartlar
9.2.3. Havanın Niteliği
9.3. GÜRÜLTÜ
9.3.1 Mevcut Geçerli Gürültü Düzeyleri EK-1 ETÜD PROJE LİSTESİ
EK-3
1985-1987 TÜP GEÇİŞ-YENİKAPI-LEVENT METROSU ETÜDÜ İLE 1988
ULAŞIM NAZIM PLANI KARŞILAŞTIRILMASI, NETİCELER:
DLH Genel Müdürlüğünün sorumluluğunda İRTC Firmasınca 1985-1987
arasında hazırlanan Kentsel Ulaşım Etüdünde ulaşım alternatiflerinin
belirlenmesi ve değerlendirilmesi yapılmıştır.
Bu etüdün “ Özet “ bölümünde şu önemli bilgiler bulunmaktadır.
Alternatif etüdlerin çoğunda iki ana projeden biri veya
her ikisi bulunmaktadır.
1) Boğaz Demiryolu Tüneli (Tüp-Tünel)
2) İstanbul Metrosu-Yenikapı-Taksim-Levent
Her iki projenin birlikte yapılması en iyi
seçenek olarak bulunmuştur.
A2-1-2’de verilen bilgiler;
Mevcut Şehir Ulaşımı
- 1985 yolculuklarının % 17,9’u özel otomobillerle
yapılmaktadır. 1000 kişiye 52 otomobil mevcuttur.
- İstanbul’da 11.000 km. sokak ve karayolu vardır.
- Toplam boyu 6900 km. olan 255 güzergahta 1600 adet İETT otobüsü çalışmaktadır.
Ayrıca 850 adet özel otobüs de faaliyettedir.
- 4600 adet minibüs, en çok taşıyan tür olarak 1.1 milyonun üstünde yolcu taşımaktadır.
A2-3 Geleceğe Dönük Tahminler;
Nüfus 2005’de 9.6 milyon,
Yolculuklar 1985’de 5 milyondu. 2005’de ise 10 milyon olacaktır.
Yolculuk süresi % 73’ünde 45 dakikadan fazladır.
A.2.1.2 Ulaşım İyileştirilmesi İçin Gerekçeler;
- İlave 3800 otobüsün servise sokulması,
- 160 km. Karayolu ıslahı,
- 23 km. hafif metro yapılması,
bunlar yetersizdir, özellikle yüksek kapasitede modern
tesislerin kurulması ciddi olarak ele alınmalıdır.
9 alternatif incelenmiştir.
Birincisi: Geniş çapta bir ekspres otobüs servisi
kurulması,
Diğeri : Hafif raylı sistemdir.
Bütün alternatiflerin her biri ekspres otobüs
sistemini içermektedir.
A.2.1.4 Tercihli Otobüs Yollarının Gerçekleşmesi
Yukarıda açıklandığı üzere bu etüdde en önemli öneri;
3800 otobüsün sisteme ilavesi ve ekspres otobüs
hatları kurulması, otobüslerin tahsisli şeritlerde
çalıştırılmasıdır.
Şehir ulaşımında en önemli gelişme, toplu
taşımacılığı, otobüsü teşviktir. En ekonomik, en çabuk
geliştirilebilecek, en esnek projedir.
Bütün otoriteler, bütün şehirlerde bu öneriyi öncelikle
teklif etmektedir.
1998 yılı Mayıs ayında tamamlanan İTÜ tarafından
yapılan İstanbul Ulaşım Etüdünde otobüs işletmesi için
sadece iyi organizasyon ve şerit tahsisi önerisi vardır.
Bilindiği gibi tek yönde otobüsle saatte 20.000’e kadar (
Özel halde 28.000) yolcu taşınabilmektedir.
EK-4
İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR ULAŞIM NAZIM PLANI NİHAİ RAPORUNDA ÖNGÖRÜLEN
KARAYOLU FAALİYETLERİ
2010 yılı için öngörülen toplu taşıma hatları
ile yeni yol bağlantıları ve yol iyileştirme önerileri aşamalı
olarak
gruplandırılarak aşağıda kısaca tanımlanan 9 adet seçenek,
ulaştırma sistemi önerisi model de kullanılarak denenmiştir.
(Tablo 4.6 eklidir.)
Karayolu ulaşımı ile alakalı olanlar aşağıda özetlenmiştir.
Seçenek 1’de yapılmakta olan E-5 genişletmesi İstinye-Tarabya
Kavacık-Beykoz ve Esenler-Metris bağlantı yolları alınmıştır.
Seçenek 2’de ( Seçenek 1 + Aşağıdakiler )
Sadabat II – Çağlayan Kavşağı
Ulus – Levazım Yolu
Hasdal-Alibeyköy-Ayvansaray
Ziverbey yolu iyileştirmesi
E 5 (Y. BOSNA) – Havaalanı-Sahilyolu bağlantısı
Tahsisli Otobüs Şeridi-Boğaziçi Köprüsü, E5 Anadolu Yakası
Bağdat Caddesi
Seçenek 3 (Seçenek 2) ilave yok.
Tersine otobüse tahsisli şerit iptal edilmiş
- sadece bu seçenekte 11 adet deniz otobüsü işletilmiş diğerlerinde
sadece
Harem-Beşiktaş, Harem-Kabataş, Harem-Ambarlı ve yukarıdaki
seçeneğe ilaveten Harem-Yenikapı, Harem-Eminönü Deniz Otobüsleri
vardır.
Seçenek 4 (Seçenek 3 aynı)
Seçenek 5 Seçenek 4 ve aşağıdakiler
3. Köprü raylı geçişi
3. Köprü ekspres yolu-Gaziosmanpaşa Köprülü Kavşağı Tahsisli Otobüs Şeridi İhdası: Boğaziçi Köprüsü, Bağdat Caddesi
( Tüp geçiş çıkarılmış)
Seçenek 6 ( Seçenek 5 aynı )
Seçenek 7 ( Seçenek 6’dan çıkarılan )
3.Köprü ve çevreyolları (Boğaz Demiryolu Tüneli de çıkarılmış)
Seçenek 8 ( Seçenek 7 ilave )
İdealtepe – TEM bağlantısı
Çıkarılan tahsisli otobüs şeritleri
Bağdat Caddesi ve Boğaziçi Köprüsü
Seçenek 9 ( Seçenek 8 ilave )
3.Köprü ve çevreyolları
Otobüs Tahsisli Şerit-Boğaziçi Köprüsü ve Bağdat
Caddesi tekrar ilave
Bütün Karayolu öneriler K2/K4/K5/K7,K8.K9 bütün
seçeneklerde K10-İdealtepe-TEM Bağlantısı VIII ve IX
seçeneklerde var.
İstanbul’un Karayolu Ulaşımıyla ilgili önerilerin hepsinin
bulunduğu VI seçenekte verilen yol boyu 104 km. dir.
Karayolu Ulaşımının durumu sayfa 4/39’da şöyle özetlenmiştir.
Etüd için alınan üzerinde önemli trafik akımı
bulunan 3359 km. yol ağının 180 km. sinde ( % 5) saatteki
trafik hacimleri
yol kapasitelerinin üzerindedir. 2010 yılında Tablo 4-6’da
verilen ulaştırma sistemi seçeneklerindeki projeler gerçekleşmiş
olsa bile doruk saatte tıkanacak yol uzunlukları 445 – 461
km. dolayındadır. Diğer bir deyimle, örneğin seçenek IX’da
yukarıda belirtilen 113 km. (104 idi) yeni yola ek olarak
yaklaşık 480 km. yolun kapasitesinin arttırılması gerekmektedir.

EK-6
VECDİ DİKER ÇALIŞMA GRUBUNCA
İSTANBUL’DA YAPILMASI GEREKLİ GÖRÜLEN YENİ YOLLAR VE İYİLEŞTİRİLMESİ
ÖRGÖRÜLEN YOLLAR
( Ana Arter nitelikli )
YENİ YOLLAR
A-Otoyollar
Adı Şerit sayısı Uzunluğu (Km)
__________ ___________ ______________
1- 3.Çevreyolu 2x3 25
2- Çağlayan-TEM 2x3
4
3- Hasdal-Hadımköy 2x3 36
4- Hadımköy-Kınalı 2x3 40
5- Ümraniye-Gebze 2x3 45
6- Otogar Kav.-İkitelli 2x3 8
7- M.Bey Batı K.-İkitelli
Kuzey K. 2x3 4
Toplam: 163 Km.
B- Diğer Bölünmüş Yollar
Adı Şerit sayısı Uzunluğu (Km)
__________ ___________ _____________
1- Baltalimanı-Armutlu 2x2 2.5
2- Otasanayi-Ayazağa 2x2 4
3- Maslak-TEM 2x3 2
4- Yenibosna-Sahilyolu 2x2
2
5- Sazlıdere-Bahçeşehir 2x2 5
6- Ihlamur-Samatya 2x3 8.5
7- Çobançeşme-Olimpiyatköyü 2x3 13
8- Otogar-Zeytinburnu 2x2 4
9- İdealtepe-TEM 2x2 7
10- Bostancı-B.Bak.köy-Yakacık 2x2 5
11- Dolayoba-Ayazma(E-5) 2x2 5
Toplam: 58 Km.
İYİLEŞTİRİLECEK YOLLAR
Adı Şerit sayısı Uzunluğu (Km)
__________ ___________ _____________
1- Mahmutbey-Yenibosna 2x2 9
2- TEM-Mimarsinan 2x2 9
3- Avcılar-Esenyurt 2x2 9
4- TEM-Hadımköy 2x2 6
5- Çağlayan-Dolapdere 2x4 4
6- Pangaltı-Piyalepaşa 2x2 2
7- Hasdal-Haliç 2x2 4
Toplam:
43 Km.
EK-7
ULAŞIM SİSTEMLERİNİN ENTEGRASYONU İÇİN
VECDİ DİKER ÇALIŞMA GRUBUNCA
İSTANBUL’DA YAPILMASI GEREKLİ GÖRÜLEN
METRO VE HAFİF RAYLI SİSTEMLER
A- Metrolar
Adı Uzunluğu ( Km. )
____________ __________________
1- 4.Levent-Taksim-Yenikapı 13
2- Yenikapı-İkitelli 17
3- İkitelli-Bahçeşehir 12
4- Yenikapı-Beylikdüzü 30
5- Söğütlüçeşme-Bostancı 9
6- Söğütlüçeşme-Yenikapı(Tüpdahil) 13
Toplam: 94 Km.
B- Hafif Raylı Sistemler
Adı Uzunluğu ( Km. )
____________ __________________
1- Vezneciler-Sultançiftliği 17
2- Söğütlüçeşme-Levent 14
3- Harem-Kartal 21
4- Üsküdar-Ümraniye 10
5- Otogar-Bakırköy 8
Toplam: 70 Km.

EK-8.a
RAYLI SİSTEMLERİ MALİYETLERİ ($/Km.)
İnşaat Maliyeti
Taksim – Levent 295 M$/7.894 = 37.37 M$/km
Taksim-Yenikapı 118.6 M$/4.372 = 27.13 M$/km
ORTALAMASI = 32.25 M$/km
Elektro-Mekanik ve R.S. Maliyeti
Taksim-Levent (180+45) M$/7.894 = 28.50 M$/km
60.700 M$/km
Raylı Sistemlerin Yüzeyde, Viyadükte, Tünelde Maliyet Kabulleri
| Metro |
Yüzeyde (M$/Km) |
Viadükte (M$/Km) |
Tünelde (M$/Km) |
| İnşaat |
5 |
10 |
30 |
| Diğer |
30 |
30 |
30 |
| |
35 |
40 |
60 |
Tüp Geçiş 80 M$/Km.
Banliyö 20 M$/Km.
EK-9
VECDİ DİKER ÇALIŞMA GRUBUNCA İSTANBUL
ULAŞIM ETÜDÜNDE ÖNGÖRÜLEN SİSTEMİN GERÇEKLEŞTİRİLMESİ
İÇİN GEREKLİ FİNANSMAN KAYNAKLARI
İ.T.Ü. tarafından 1998 yılında hazırlanan ve 2010 yılına kadar İstanbul Metropoliten
alanı ulaşım ihtiyacını karşılama hedefini güden planın ne derece gerçekçi
ve ihtiyacı karşılayıcı, ulaşım modları arasındaki koordinasyon ve dengeyi
ne derece karşılayabileceği tartışmasını bir yana bırakarak kaba bir maliyet
üzerine projenin nasıl finanse edilebileceği konusundaki düşüncelerimizi
kısaca aktarmaya çalışacağız.
Şunu belirtmekte yarar var ki son elli yıl içinde İstanbul
ulaşımının bugünkü çıkmaza sürüklenmesinin ve ihtiyacın bu
kadar gerisinde kalınışının başlıca nedeni kanımızca yerel
yönetimin ve kısmen de merkezi hükümetlerin büyük finansman
ihtiyacı karşısında harekete geçmeye cesaret edememiş olmalarıdır.
Yoksa, 1950 lerden bu yana genel olarak İstanbul Metrosu
adı altında sonuca gitmeyen planlamalar, projelere, sondaj
çalışmaları yapılmıştır. Şehrin, yetersiz kalsa da, bugün
ulaşım ihtiyacını karşılayan başlıca karayolu sistemi, mevcut
caddeler sistemine ilaveten, finansmanı milli bütçeden karşılanan
1. ve 2. Çevreyolları, Sirkeci-Florya sahil yolu, Vatan ve
Millet Caddeleri, Barbaros Bulvarı, E-5 Karayolunun Gebze-H.Paşa
ve Topkapı-B.çekmece kesimleridir. Son 10 yıl içinde yerel
yönetimin giriştiği hafif metro ve metro çalışmaları henüz
tam kapasite ile hizmete girememiştir.
Özet olarak; yapılan planlamanın yarar sağlaması için öngörülen
süre içinde önemli bir maliyeti olan sistemin doğru planlama,
öncelik tespiti ve uygulama ile gerçekleştirilmesi gerekir.
Bu arada en önemli konu maliyetin doğru tahmini ve finansmanın
vaktinde ve yeteri kadar sağlanmasıdır.
Eldeki bilgilerle ayrıntılı program yapılması zordur. Ancak
kabaca sürenin 10 yıl ve finansman ihtiyacının $ 10 milyar,
yani yılda ortalama 1 milyar $ lık, dolar eskalasyonu ve
bilinmeyen giderlerle beraber yaklaşık 1.1 milyar dolar almak,
tesbit edilecek kaynakların ve büyüklüklerinin tesbitinde
gerçekçi bir yaklaşım olur.
Bu önemli proje için bazı zorlamalarla aşağıdaki
kaynakları gözönüne alabiliriz:
1. Yerel Yönetim bütçelerinden ayrılacak ödenek,
2. Milli bütçeden ayrılacak ödenek,
3. Bu proje için özel olarak tahsis edilecek kaynaklar,
a. Boğaz geçişlerinden tahsil edilen ücretlerin bakım ve
işletme gideri hariç tamamı
b. İstanbul ili içinde tüketilen akaryakıttan alınacak ek
vergi
c. Ruhsat lisans ve benzeri (sadece taşıtlar için) belgelerden alınacak ücretler,
trafik cezaları
4. Yapılan etüdler sonucu proje içinde yap-işlet veya yap-işlet-devret yolu
ile yaptırılabilecek alt-projelerin özel sektöre aktarılarak maliyetin azaltılması,
5. Biten ve işletmeye açılan kesimlerden elde edilebilecek kaynaklar
6. Borçlanma ve krediler
7. İstanbul içinde oynanan talih oyunlarından alınacak pay.
( Loto, Toto, Sayısal Loto, v.s)
Bu kaynaklardan dolar bazında, ne kadar bir finansman
sağlanabileceğini şu anda kestirmek pek mümkün görülmüyor; ancak,
1. Yerel yönetim bir süreden beri hafif metro ve metroya
bütçesinden kaynak aktarmaktadır. Bu çabasına bütün olanaklarını
zorlayarak ve arttırarak devam etmelidir.
2. Milli Bütçe; İstanbul’un gerek ekonomik faaliyetleri
ile milli gelire yaptığı katkı, gerekse vergi ödemelerinde
ülke içindeki payının yüksekliği gözönüne alınırsa, bu güne
kadar yatırımlardan yeterince pay almadığı açıktır. İstanbul
milletvekilleri gerek sayı gerekse politik güç yönünden Meclisde
daima istediğini elde edebilecek bir topluluk oluşturabilecekleri
görülürken, siyasi görüş ayrılıklarını bir tarafa bırakarak
bu şehir için bir şeyler yaptıklarına pek rastlanmamıştır.
Bu konuda yerel yönetim, siyasi görüşleri ve parti mensubiyetlerinden
sıyrılarak bu gücü bir araya getirmeli, zaman içinde değişen
hükümetlerin ve maliye bakanlarının kapris ve insaflarına
bırakmamak için mali desteğin parasal büyüklüğünü kanunla
tesbit edilmelidir.
3. Boğaz geçiş ücretlerinin, geçiş ücreti yaklaşık 2 dolar
karşılığı esası muhafaza edilmek kaydıyla, iki köprüden yılda
75 milyon dolar tahmin edilmiştir. Bugünkü akaryakıt fiyatlarından
yüzde 5 mertebesinde bir fon alınarak yılda en az 50 milyon
dolar gelir elde edileceği tahmin edilmiştir.
4. Ruhsat, lisans, trafik cezaları ve benzeri
belgelerden
sağlanabilecek geliri tahmin etmeye yarayabilecek
verilere sahip değiliz. Ancak çok önemli bir meblağ
olmayacaktır.
5. Şu anda dünya ekonomik konjonktürü müsait olmasa da,
bir süre sonra, Ankara Belediyesinin yaptığına benzer dış
borç-bono ihracı düşünülebilir. Bunun miktarı diğer kaynaklardan
sağlanabilecek finansman miktarı ve ödeme gücü ile belirlenebilecektir.
Görülüyor ki projenin finansmanında çok ciddi
güçlükler vardır. Esasen başta belirttiğimiz gibi projenin
bugüne kadar
gecikmesindeki önemli nedenlerden başlıcası, finansman
konusunu çözmeye cesaret edilememesidir. Projeyi gerçekleştirmek
için kurulacak örgütün önemli ünitelerinden biri de finansmanla
ilgili birim olmalı, yerel yönetim bütün siyasi güç ve
maharetini kullanarak merkezi hükümetin desteğini sağlamalıdır.
EK-10
VECDİ DİKER ÇALIŞMA GRUBUNCA ÖNERİLEN İSTANBUL ULAŞIM YÖNETİMİ
İstanbul metropolünde Metro, Hafif Raylı Sistem, Karayolu,
Demiryolu, Denizyolundan oluşan ulaşım sistemi farklı idarelerin
yönetimindedir. Metro, Hafif Raylı Sistem Büyükşehir Belediyesi,
Karayolları Karayolları Genel Müdürlüğü ve Büyükşehir Belediyesi,
Denizyolları kısmen Büyükşehir kısmen de başka bir idarenin
yönetimindedir. Demiryolları ve Trenler TCDD’nin yönetimindedir.
Bu yönetimlerin koordinasyonu ve ulaşım sistemlerinin birbiri
ile ilişkileri hiçbir zaman sağlanmamıştır. İşletmedeki bu
dağınıklık ulaştırma projelerinin planlanması ve projelerin
yapımında çok daha büyük sorunlar meydana getirmektedir.
Bu sorunlara çözüm aramak için “ VECDİ DİKER Çalışma Grubu
“ olarak İstanbul için aşağıdaki yönetim biçimlerini tartışılabilir
buluyoruz.
KAMU YÖNETİMİ
Çeşitli Bakanlıklara ve Büyükşehir’e bağlı ulaştırma sistemlerinin
bir şemsiye altında koordinasyonu için ve bilhassa yeni projelerin
planlanması ve yapımı için bir kamu düzeni kurulabilir. Bunun
örneği GAP idaresinde verilmiştir. GAP işlerinden sorumlu
bir Devlet Bakanlığı kurulmuştur. Bu Bakanlık GAP ile ilgili
problemlerle ve yatırımlarla ilgilenmektedir.
İstanbul’dan sorumlu bir Devlet Bakanlığı kurulabilir.
Bunun için kanuni bir düzenlemeye gerek yoktur. Bir hükümet
kararı ile bu teşkilat vücuda getirilebilir. Çeşitli bakanlıkların
İstanbul birimleri bu bakanlıkla doğrudan ilişkilendirildiği
gibi eski ilişkilerini de sürdürebilirler. Yatırımcı birimlerin
bir Devlet Bakanlığında toplanmasında hiçbir sorun yoktur.
Devletin bütün olanaklarından yararlanılır.
ŞİRKET STATÜSÜ
İstanbul ulaştırma projelerini planlamak ve
inşaatını yapmak ve işletmek ve işlettirmek üzere bir şirket
kurulabilir.
Bu şirket BOTAŞ gibi bir kamu şirketi olursa Genel Bütçeden
her türlü yardımı ve katkıyı alabilir.
Bu şirketin yönetiminde bugün çeşitli Bakanlıklara bağlı Bölge Müdürleri veya
Müdürler görev alır ve ortak bir çalışma ortamı meydana getirilir. Projeleri
planlar, ihale eder ve işletir veya işlettirir.
Devlet bu çeşit şirketlere son zamanlarda çok itibar etmektedir.
Dış İşleri Bakanlığı Varna-Tiran-Trieste otoyolunu inşa etmek
için ilgili ülkelerin katılımı ile bir şirket meydana getirmiştir.
Bu Şirket her türlü planlama, fizibilite edüdü, dizayn işleri
ve yapım işlerini yürütecektir. Bu sistem bir örnek teşkil
edebilir.
Şirket bir üst organizasyon olarak dizayn edilmiştir. İşlerini özel sektörü
kullanarak yerine getirecektir.
İstanbul’da teşkil edilecek ulaştırma şirketi her sorunu
çözebilir.
OTORİTE MEYDANA GETİRMEK
Dış ülkelerde gördüğümüz gibi (Port Authority)
kamu gücüde olan İstanbul ulaştırma otoritesi kurmak ve bütün
üst kararları
bu otoriteye aldırmak istenebilir.
Bu otorite bağımsız olur
ve teknik kurallara göre hareket eder. Finansal mekanizmaların
tümünü kullanabilir.
BİRLİK TEŞKİLİ
Paris’te örneği görüldüğü gibi çeşitli ulaştırma birimleri
bugünkü statüsünü korurlar ancak bir birlikte toplanırlar.
Birlik bugün Belediyelerce başarılı biçimde kullanılmaktadır.
Ortak su, kanalizasyon ve çevre projelerini planlamak ve
inşa etmek için Belediyelerce oluşturulan birlikler çok başarılıdır.
Bu birlikler Belediye hak ve hukukuna sahiptir ve yeni bir
Belediye gibi işlem görür.
Bu birliklere Belediye Başkanları katıldığı
gibi kamu yöneticileri de katılır.
Her türlü finansal imkanları
kullandığı gibi
her türlü ihale kolaylıklarına sahiptir.
Bu birlikler her
tür dış kredi alabilirler.
Grubumuzun tercihi, yasa ile kurulan,
özerk, parasal, kaynakları temin ve tahsil ve sarf edilebilecek
bir “ İstanbul
Ulaşım Otoritesi “ teşkilidir.
EK-11
İSTANBUL ULAŞIM HİZMETLERİ ÖRGÜT VE GÖREVLERİ
10 milyon nüfuslu büyük şehrimizin bir milyona yakın nüfusu
olan her ilçesinde trafikle ilgili yatay, düşey işaretlemeler,
tek yön seçimleri, kavşak sinyalizasyonu, kavşakların düzenlenmesi,
tıkanan yol ve kavşaklarda proje geliştirme, alt geçit,
yol genişletme, araştırma ve projelendirme işleri, ulaşım
planlaması, büyük kapasite ihtiyacı olan ve olacak yolların
2x2, 2x3 şerite çıkarılması, yerleşim planları tanziminde
ulaşım ihtiyaç ve şartlarının belirlenmesi v.b. gibi kapsamlı,
önemli hizmetleri yürütebilmek için; Küçük Şehir Belediyelerinin
örgütlenmesi gerekmektedir.
Bu Mühendislik hizmetlerinin en yeni tekniklere görev devamlı
yapılması ve geliştirilmesi için uyum içinde uzun süreler
çalışacak uzman kadrolara ihtiyaç vardır. Ekte verilen organizasyon
şemasında gerekli üniteler ve hizmetlere ait bir örnek verilmiştir.
Her bölge hudutları içinde, park yerinden ayrılan otomobilin
bölge dışına çıkıncaya kadar veya Bölge dışından gelerek,
Bölgesine girdiğinde park yerine gidinceye kadar her saatte
tıkanmalar olmadan hareketlerinin yapılabilmesini sağlamak
ilçe görevi olmalıdır.
Bölge dışı ulaşım ihtiyaçları, Büyükşehir Belediyesi tarafından
karşılanan Bölgelerarası yüksek kapasite ile ulaşım ihtiyacını
karşılayacak otoyollar, banliyö trenleri, hafif metro, metro
sistemlerinin geliştirilmesi için genel ulaşım planı yapılması
ve uygulaması konusunda Büyükşehir Belediyesinin gerekli
ve yeterli bir çalışma grubuna ihtiyacı vardır. Büyük şehrin
önemli ulaşım arterlerinin, büyük yatırım gerektiren sistemlerinin
seçilmesi, projelendirilmesi fevkalade önemli ve ağır bir
hizmettir. Deneyimli, uzman mühendislerin değişmeyecek devamlı
kadrolarda çalıştırılması büyük bir ihtiyaçtır.
Yabancı uzmanlardan, Danışma Kurulu teşkil edilerek, dünyanın
10 milyonluk şehirlerinde kazanılan deneyim ve birikimlerinden
yararlanmak profesyonel çalışma gereğidir.
10 milyon nüfuslu şehrin, 10 milyar Dolar yatırım
gerektiren ulaşım planlama ve uygulama hizmetlerinin bu konuları
bilmeyen
fakat, yetkisi olan kişilerin insiyatifine kalması
önlenmelidir. Siyasi değişken kadroların, değişken
ve tutarsız kararlarıyla bu büyük şehrin fevkalade önemli,
yeterlilik, devamlılık ve istikrar isteyen bu önemli sorunun
da netice almayı beklememiz, hatalı olur.
EK-11.a
İLÇE ULAŞIM HİZMETLERİ GRUBU
BAŞKAN (Y.Müh.- Uzman)
|
| BAŞKAN YARDIMCISI |
BAŞKAN YARDIMCISI |
BAŞKAN YARDIMCISI |
Konu : Ulaşım Planlaması
Genel Planlama(İ.T.Ü.)
Raylı Sistem
Deniz Ulaşımı. |
Konu : Yol genişletme 2x2,2x3 yolların,kavşakların,altgeçitlerin
Avan proje yapılması |
Konu : İşaretleme,Sinyalizasyon |
Kadro: Uzman Müh.(2)
Mühendis (1) |
Kadro : Mühendis (2+Gerekli)
Teknik Ressam(2+Gerekli) |
Kadro : Mühendis (1)
Teknisyen(1)
|
İlgili diğer konularda Uzmanlara danışma
EK-12
VECDİ DİKER ÇALIŞMA GRUBUNUN 3. BOĞAZ KÖPRÜSÜ
VE ÇEVREYOLU PROJESİNE BAKIŞI
İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından İ.T.Ü.’ne yaptırılan
Ulaşım Planı toplumda ve medyada genelde köprü-tüp geçit
tartışması şeklinde algılanmıştır. Bu yanlış bakış açısını
gerçekleri açıklayarak-düzeltmekte sayılamayacak büyük fayda
vardır.
Tüp tarafları olanlar geniş bir kampanya ile
ve her vesile ile köprüye karşı çıkmışlar, çeşitli kuruluşlar
ve kişiler
tüp geçit tercihlerini bastırarak duyurmaya çalışmışlardır.
Öyle ki köprünün yararlarını dile getiren
beyanlara hemen hemen hiç rastlanmamaktadır.
Her şeyden evvel şunu söylemek gerekir ki köprü ile tüp
su altı geçişi birbirinin alternatifi iki proje değildir.
Yani, biri yapıldığı zaman diğerine gerek kalmayacağı savı
doğru değildir. Birbirlerini az da olsa etkileyecekleri söylenebilir
ama fonksiyonlar ve hizmet alanları farklıdır.
Bugün iki köprüden günde 350-360.000 taşıt geçiyor. Kabul
edilebilir hizmet seviyesinde normal kapasitesi 110-120.000
olan köprülerden toplam 220-240.000 taşıt geçebilir. Köprüler
fazla olarak 120-140.000 ilave bir taşıt yükünü taşımaya
çalışmaktadırlar. Bunun doğal sonucu uzun beklemelerden doğan
zaman ve işletme kaybıdır. Her iki çevre yollarından günde
360.000 taşıt ve 1.000.000 yolcu geçmektedir. Sabah 07.00-10.000
akşam 17.00-20.00 saatleri arasında, günde 6 saat boyunca
yolcu ve taşıtlar yaklaşık ortalama 1 saat kaybetmektedirler.
Sık sık durup kalkmaktan dolayı yakıt, amortisman ve çok
değerli zaman kayıpları önemli miktarlara erişmektedir.
12.05.1999 günü saat 07.00-10.00 ve 17.00-20.00
arasında 1. Çevreyolu gişelerinden geçen taşıtların tek yönde
adedi
30.823, iki yönde 61.646 dır. Bir saat zaman kaybı 1 milyon,
1 saat taşıt işletme ve amortisman kaybı da 1 milyon TL kabul
edildiğinde yıllık taşıt kayıpları 50 milyon dolar, zaman
kayıpları da 60 milyon dolar olmak üzere toplam 110 milyon
dolar eşdeğeri TL gibi önemli bir kayıpla karşı karşıya olduğumuzu
görürüz. Bugün 350-360.000 taşıt geçiren iki köprünün normalde
220-240.000 geçirmeleri gerektiği yani 120-140.000 ilave
taşıtı zaman ve işletme kayıplarını göze alarak geçirdiğini
söyledik. O halde 3-4 yılda tamamlanabilecek 3. Köprünün
trafiği hazırdır ve bu trafik geçiş ücreti ödeyerek kendini
finanse etme kabiliyetine haizdir.
1970 lerden beri “ köprüye hayır “ diyerek gerekli hizmeti
engellemeye çalışanlar teknik olmayan, tamamen siyasi ve
popülist bir davranış içinde olmuşlardar. Temelde “ köprü”
simgesinin hedef yapılması, konunun ne olduğu anlaşılamayan
amaçlarla saptırılması sonucudur. Konu, doğu-batı yönünde
gelişmek mecburiyetinde olan İstanbul’da, doğu-batı yönünde
açılacak ana arterlerin rastladıkları bir su yolunu köprü
dediğimiz bir mühendislik yapısı ile geçme olayından ibarettir.
Bir zamanlar bazı grupların Boğaziçi Köprüsünü kapatıp
otopark olarak kullanmak gibi çılgınca fikirler ortaya
attıkları bile olmuştur.
Bütün bu politik, ideolojik, popülist olma duygularından
sıyrılarak geleceğin gereksinmelerini gerçekçi bir gözle
kestirerek bilimin ve tekniğin soğuk ve tarafsız metotları
ile düşünmek ve planlamak zorundayız.
Raylı toplu ulaşım sistemlerinin - metro ve hafif metro
- İstanbul’da gerçekleştirilmesi çok gecikmiştir. Ancak metro
kapasitesinin yüksekliği yanında maliyeti yüksek ve yapım
süresi uzundur. Karayolu ulaşımında otobüs birinci toplu
ulaşım modelidir. Esnek ve nispeten ucuzdur. Sisteme minibüs
ve dolmuşlar dahi katılabilir. Ulaşım planında birinci derecede
ele alınarak; (a) ekspres otobüs hatlarını, (b) otobüs hatlarını,
(c) besleyici minibüs hatlarını entegre bir sistem içinde,
olanaklarının sonuna kadar kullanmak gerekir. Bu arada gelir
artışı ile beraber otomobil sahipliliğinin, nüfus artışının
ve hareketliliğin artışını karşılayacak yollar ve caddeler
sisteminin geliştirilmesi ile beraber gecikmiş raylı sistemi
de süratle tesis etmeye çalışmalıdır. Hem raylı sistemin,
hem de karayolu sisteminin birbirine alternatif olma çelişkisi
yerine, en doğru olanı yani sistemlerin birbirinin tamamlayıcısı
olarak deniz ulaşımı ile beraber dengeli ve uyumlu bir ulaşım
entegrasyonu hedef alınmalıdır.
Tekrar 3. Köprü ihtiyacı ve Boğaz geçme talebinin
nasıl karşılanacağı sorununa değişik bir açıdan bakmaya çalışalım.
Boğaz geçişi talebini üzerine çekerek ve köprüler üzerinden
talep baskısını kaldırarak mevcut iki köprüyü yeterli kılma
kabulü metro-su altı tüneli projesinin işler hale gelmesinden
sonra gerçekleşecek bir olgudur. (1993’de yayınlanan TRL-Transport
Research Labarotory raporu sayfa 64’de açıklandığı üzere
genelde metro açıldıktan sonra otomobil kullananlardan sadece
% 4 ünün metroya geçtiği tespiti, köprülerin ne derece rahatlayabilecekleri
konusunda
bir ölçü olabilir. ) Yeni ulaşım altyapısının
gerçekleştirilmesinde yapılacak ilk iş, ulaşım alanında
belirlenen projelerin finansman imkanları ve proje maliyetlerini
tahmin ederek zaman bazına oturmuş ayrıntılı bir program
yapılmasıdır. Bu programda iki köprüdeki
talepten bir kısmını üzerine çekeceği düşünülen ve umulan
tüp geçit ve metro sisteminin ne zaman işler halde olacağını
tahmin etmek zordur. Projenin maliyeti yanında kestirilemeyen
teknik güçlükler bir tahmin yapmayı zorlaştırmaktadır. 5-6
yıl düşünülebilecek en kısa süre gibi görünmektedir. Kısa
bir zamanda hizmete girecek, hafif metro hattını taşıyan
3.köprünün İstanbul’da ulaşımı rahatlatacak bir tesis olacağını
düşünüyoruz.
İstanbul 3. Çevreyolu’nun güzergahı, şehrin genel görünümünü
zedelemeyecek şekilde projelendirilmiştir. 25 km. lik güzergahta
yaklaşık 4.5 km viyadük, 5.5 km tünel yapımı öngörülmüştür.
Bu sayede; güzergahta yoğun yerleşim olan kesimlerde tünele
girilerek hem yıkım olması önlenmiş hem de istimlak bedeli
tasarruf edilmiştir. 3. Çevreyolu güzergahındaki önemli bir
bölüm, gecekondularla kaplı hazine arazilerinin bulunduğu
vadilerden geçmektedir. Bu kesimlerde herhangi bir kamulaştırma
bedeli ödenmesi sözkonusu olmayacaktır. Bu alanların gecekondulardan
temizlenmesi sonucu yeni yapılacak yolun civarında yeşil
alanlar oluşturularak şehrin yeşil alanlarına katkıda bulunulabilecektir.
3. Çevreyolunun en önemli özelliklerinden
birisi, Büyükdere Caddesi üzerinde bir kavşak oluşturmaması
ve bu caddeye yeni
bir trafik yükü vermemesidir. Bu proje içinde yapılacak olan
Çağlayan – Seyrantepe – Maslak bağlantısı ve kavşakları,
Büyükdere Caddesi – Mecidiyeköy üzerindeki mevcut trafik
yükünün önemli bir bölümünü alacaktır. 3. Çevreyolu ile birlikte
diğer çevreyolları, mevcut ve yeni yapılacak ara bağlantılar
sayesinde bileşik kaplar gibi çalışacak ve trafik akışında
çok önemli bir rahatlama sağlanacaktır.
EK-13
İ.T.Ü. TARAFINDAN HAZIRLANAN İSTANBUL ANA ULAŞIM PLANI “ SONUÇLAR “ BÖLÜMÜ
İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanarak
1995 Mart ayında yayınlanmış olan 1/50.000 ölçekli Metropoliten
Alan Alt Bölge Nazım Plan Raporu’nda 2010 yılı için öngörülen
arazi kullanım planına göre, ortaya çıkacak ulaşım taleplerini
karşılamak üzere stratejik düzeyde (makro ölçekte) geliştirilen
ulaşım sistemi çözümlerini içermekte olan İstanbul Ulaşım
Ana Planı’nın başlıca sonuçları bu bölümde özetlenmiştir.
Ulaşım planları kent planlarının ayrılmaz ve çok önemli
bir ögesidir ve kent planları ile birlikte geliştirilmelidir.
Gelecekteki ulaşım talepleri, öncelikle, gelecek için öngörülen
arazi kullanım kararlarına göre oluşacak kent yapısına bağlıdır.
Arazi kullanım yapısı ile ulaştırma sistemi arasındaki etkileşim
iki yönlüdür. Kentin arazi kullanım yapısı (nüfus, istihdam,
sanayi, ticaret, okullar, konut alanları ve MİA dağılımı)
ve ulaştırma sisteminin karakteristikleri ulaşım taleplerinin
büyüklüğünü ve niteliklerini belirlemektedir. Öte yandan,
yeni bir ulaştırma projesi ile belirli bölgelere ulaşılabilirliğin
sağlanması, orta ve uzun dönemde o bölgelerin arazi kullanım
yapısını da etkilemektedir. Arazi kullanım planları ile ulaştırma
arasındaki ilişkileri iyi anlıyarak ve kentin gelecekteki
arazi kullanım yapısını doğru planlıyarak gelecekteki ulaşım
taleplerini azaltmak, diğer bir deyimle birçok ulaşım sorunun
ortaya çıkmasını önlemek mümkündür.
Sözkonusu planlama alanının İstanbul olması, planlama sürecine
kendine özgü ögeler de getirmektedir. İstanbul’un; yer aldığı
coğrafyada kıtalar, ülkeler ve kültürler arasında bir köprü
olarak ve dünya metropolleri arasındaki kademelenme ve işbölümü
gereği üstlenmekte olduğu yeni işlevler nedeniyle, İstanbul’un
planlama sorunları yalnız kentsel ölçekte değil bölgesel,
ulusal ve uluslararası boyutlarda inceleme ve yaklaşımları
gerektirmektedir. Bunun da ön koşullarından biri, planlama
sürecinin iyi tanımlanması ve farklı ölçek ve kapsamdaki
planlar arasındaki ilişkilerin etkili bir biçimde kurulmasıdır.
Mevcut Durum:
1997 yılında yapılan nüfus sayımının geçici
sonuçlarına göre İstanbul’un nüfusu 9.1 milyon olup bu nüfusun
% 65’i kentin batı yakasında, % 35’i doğu yakasında yaşamaktadır.
1996 yılında 11.795 evde toplam 37.843 kişi
ile, bugüne dek İstanbul’da yapılmış olan ulaşım etüdleri
kapsamında gerçekleşmiş en büyük örnekleme oranında ( % 0.41
), yapılmış olan anketlerden toplanan verilere göre İstanbul’da
motorlu araçlarla günde 9.3 milyon yolculuk yapılmaktadır.
Ayrıca 5 milyon kadar yolculuk (toplam yolculukların % 35’i)
yaya olarak yapılmaktadır. Kişi başına motorlu araçlarla
yapılan günlük ortalama yolculuk sayısı (hareketlilik) 1.00
olup yaya yolculuklarla birlikte bu değer 1.54 olmaktadır.
Araçlı yolculukların yaklaşık % 70’ini, toplam (araçlı+yaya)
yolculukların % 77’sini iş ve okul yolculukları oluşturmaktadır.
1996 yılında araçlı yolculukların % 19.2’si özel otomobillerle,
% 9.4’ü taksi ve dolmuşlarla, % 11.5’i servis araçları ile,
% 34.1’i otobüslerle, % 19.6’sı minibüslerle ve % 6.2’si
de raylı sistemler ve deniz ulaşımı ile yapılmıştır. Toplu
taşımanın payı % 40’dır. İş yolculuklarının % 11’i, okul
yolculuklarının % 32’si servis araçları ile yapılmaktadır.
İş yolculuklarının % 26’sı, okul yolculuklarının % 66’sı
yaya olarak yapılmaktadır. Araçlı yolculuklarda ortalama
yolculuk süresi 41 dakikadır. Yolculukların % 30’unu 21-30
dakika arasındaki yolculuklar oluşturmaktadır. Araçlı yolculukların
% 42’si sabah 06.00-10.00 saatleri arasında, % 38’i akşam
16.00-20.00 saatleri arasında yapılmaktadır.
1997 yılı sonu itibariyle İstanbul’da kayıtlı özel otomobil
sayısı 889.342 olup (1000 kişi başına 98 kayıtlı otomobil)
Türkiye’deki toplam özel otomobillerin % 25’ini oluşturmaktadır.
Ortalama otomobil sahipliği değeri batı kentleri ile karşılaştırıldığında
oldukça düşüktür.
2010 Yılındaki Arazi Kullanımı:
İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan 1/50.000
ölçekli İstanbul Metropoliten Alan Alt Bölge Nazım Planı’nda
kentin 2010 yılındaki arazi kullanım yapısı, başlıca aşağıdaki
ilkeler ve politikalar doğrultusunda öngörülmüştür.
a) İstanbul kent bütününde fiziksel büyüme kontrol edilecek,
gelişme ve büyüme hızı yavaşlatılacak, gelişme ve büyümenin
metropoliten bölgeye dengeli dağılımı sağlanacaktır.
b) Nüfusun merkezden dışa desantralizasyonu
sağlanacaktır. Kentin doğrusal ve çok merkezli
gelişmesini sağlamak üzere, ticaret ve hizmetlerde
özelleşmiş, kanat çekim merkezleri kurulacaktır.
Kanat çekim merkezleri doğuda Gebze, batıda
Ortaköy ve Kavaklı’da geliştirilecektir.
c) Nüfus ve istihdamın kentin iki yakasına
dağılımı dengelenecektir.
d) Konut-işyeri arasındaki ulaşım gereksinmeleri en aza
indirilecektir.
e) Kentin çekirdek bölgelerini oluşturan Metropoliten Merkez
Alanı, mevcut tarihi doku içersinde, turizm, ticaret ve hizmet
merkezi olarak geliştirilecektir.
f) Batıda tüm Metropoliten Alan Alt Bölgeye hizmet edecek
yeni bir merkezi iş alanı (M.İ.A.) planlanacaktır.
g) Kent makroformunun TEM Otoyolunun kuzeyindeki üçüncü
kuşak içinde gelişmesi önlenecektir.
Yukarıda verilen ilkeler ve politikalar çerçevesinde
Nazım Plan’da İstanbul’un 2010 yılı nüfusu 13 milyon olarak
öngörülmüş, ancak İstanbul Ulaşım Ana Planı için 2010 yılında
çalışma alanının nüfusu, Şehir Planlama Müdürlüğü tarafından,
15,4 milyon olarak verilmiştir. Bu nüfusa, kanat çekim
merkezleri olarak düşünülen batıda Kavaklı ve doğuda Gebze’deki
nüfus da dahildir. Hedef yılındaki toplam istihdam 6 milyon
olarak öngörülmüştür. Nazım Plan’da nüfusun % 66’sının,
istihdamın ise % 67’sinin kentin batı yakasında yerleşmesi
öngörülmüştür.
İstanbul Ulaşım Ana Planı’nda, ayrıca, kentin mevcut gelişme
eğilimlerine göre gelişmesi durumunda 2010 yılı için ikinci
bir arazi kullanım senaryosu da geliştirilmiş ve bu senaryoya
göre de ulaşım talepleri belirlenmiştir. Bu senaryoda 2010
yılı için öngörülen nüfus istihdam değerleri Nazım Plan senaryosu
ile hemen hemen aynı olmakla birlikte, nüfusun % 63’ünün,
istihdamın ise % 67’sinin kentin batı yakasında bulunacağı
öngörülmüştür.
2010 Yılındaki Ulaşım Durumu :
1987 yılında 0.87 olan, 1996 yılında yapılan
ev halkı yolculuk anketlerinde 1.00 olarak belirlenen motorlu
araçlarla kişi
başına ortalam günlük yolculuk sayısının 2010 yılında 1.10’a
çıkması öngörülmüştür. Buna göre, 2010 yılında İstanbul’da
motorlu araçlarla günde yaklaşık 16.7
milyon yolculuk yapılacaktır. Ayrıca, yaya yolculukların
oranının bugünkü düzeyinde ( % 35 ) gerçekleşmesi durumunda
günde yaklaşık 9 milyon yolculuğun yaya olarak yapılması
beklenmektedir.
Son on yıldaki artış eğiliminin sürmesi durumunda, İstanbul’da
1000 kişi başına düşen ortalama özel otomobil sayısının 2010
yılında 162 olması beklenmektedir. Buna göre, yaklaşık 900
bin olan İstanbul’daki özel otomobil sayısının 2010 yılında,
bugüne göre yaklaşık % 81 oranında artarak, 2.5 milyona ulaşması
beklenmektedir.
İlkeler ve Politikalar :
Hedef yılı için planlanan arazi kulanım yapısına bağlı
olarak ortaya çıkacak ulaştırma taleplerini karşılamak üzere
stratejik düzeyde (makro ölçekte) ulaştırma sistemi planlanırken
aşağıdaki ana ilkeler ve politikalar temel alınmıştır.
a) Kentin gelecekteki ulaşım sistemi, araçların değil insanların
ekonomik, hızlı ve güvenli bir biçimde ulaşımına öncelik
verilerek planlanmalıdır. Bu amaçla, bu planda, toplu taşıma
|